Prof. Dr. Osman Bektaş’ın açıklamalarına göre, Marmara Denizi’nin altından geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu, yılda yaklaşık 20-25 milimetrelik bir hareket sergiliyor. Bu hareketin batı bölgesinde sürüklenme (creep) şeklinde geliştiğini belirten Bektaş, doğu kesiminde ise fayın “tam kilitli” olduğunu söyledi. Yani doğuda fayın hareket etmediğini ve bu durumun büyük bir deprem enerjisinin birikmesine neden olduğunu vurguladı.
Bektaş, Marmara’daki fayın farklı bölümlerinin farklı karakteristiklere sahip olduğunu kaydetti. Buna göre, batı Marmara bölgesindeki fay segmentleri yaklaşık her birkaç on yılda bir 7’nin altında depremler üretirken, doğu Marmara’daki kilitli segment ise 200-250 yıl arayla daha büyük ve yıkıcı depremler meydana getiriyor.
“Bu iki dinamik farklılık, Marmara fayının her noktasında aynı büyüklükte ve sıklıkta deprem üretmediğini gösteriyor” diyen Bektaş, İstanbul için yapılan büyük felaket senaryolarının bu ayrım göz önüne alınmadan hazırlandığını belirtti.
Marmara Denizi çevresindeki tarihsel depremlere de dikkat çeken Prof. Dr. Bektaş, 20. yüzyılda Marmara Fayı’nın batıdan doğuya doğru sırasıyla 1912, 1963, 1999 İzmit ve 1999 Düzce depremleriyle kırıldığını söyledi. Bu depremler, Kuzey Anadolu Fayı’nın segment segment kırıldığını ve enerjisini parça parça boşalttığını gösteriyor.
Bektaş, bu kırılmaların ardından İstanbul’u tehdit eden fay segmentinin orta-batı Marmara’da yer aldığını ifade ederek, bu segmentin daha küçük ama daha sık depremlerle aktif olduğunu ve bu sebeple İstanbul için “büyük ama ani bir yıkım” beklentisinin bilimsel olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
İstanbul’da yaşayan milyonlarca vatandaşın aklındaki temel soru, “Ne zaman ve ne büyüklükte bir deprem olacak?” sorusu. Bu konuda net bir yanıtın bilimsel olarak verilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul’u tehdit eden olası depremin 7’den küçük büyüklükte olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu vurguladı.
