Aslantuğ paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Beş çocukla “dul” kaldığında 30 yaşındaydı. Ben beşinci, yaşım dört… Bütün hayatında tanıdığı tek eşini/ adamını kaybettikten 10 yıl sonra en büyük çocuğu Ahmet’ini 20 yaşında toprağa vermiş, Mehmet’iyle arasındaki üç kızını da okutmak için ne terler dökmüştü. Bana hiç unutamadığın koku nedir diye sorsanız; “Ağustos rutubeti çöken fındık ocaklarının altında, yemenisiyle terini silmeye çalışan annemin kokusudur” derim, hiç tereddüt etmeden. Cennet, şüphesiz doğurabilen değil; bakıp büyüten/okutup yetiştiren ve çocukları “muhannete” muhtaç etmeyen kadınların ayakları altında olsa gerek. Anne olsalar da, olmasalar da… Hakkını helal et Annem. Allah razı olsun. Yattığın toprak incitmesin.”
Cennetin, çocuklarını kimseye muhtaç etmeden büyüten kadınların ayakları altında olduğunu vurgulayan Aslantuğ, paylaşımına Çerkes dilinde “pşıne” denilen akordiyon eşliğinde bir ağıt ekledi.
Bu eserin annesiyle aralarındaki bir bağ olduğunu belirten oyuncu, mesajını “Anneler, en esaslı sevgilidir. Hakkını helal et annem. Allah razı olsun. Yattığın toprak incitmesin” dualarıyla noktaladı.
