Mehmet Emir AKSOY’dan : İsrail Türkiye’yi İran Mı Sanıyor?Ankara’nın Görünmeyen Gücü

Türkiye-İsrail hattında gerilim yeniden yükselirken tartışmalar giderek aynı soruya kilitleniyor: Olası bir çatışmada kim üstün gelir?

Türkiye-İsrail hattında gerilim yeniden yükselirken tartışmalar giderek aynı soruya kilitleniyor: Olası bir çatışmada kim üstün gelir?Bence yanlış soru tam olarak bu.Çünkü devletler arası mücadele yalnızca uçak, füze, mühimmat veya teknoloji üzerinden okunamaz. Savaşın ilk cephesi bazen henüz savaş başlamadan, karargâhlardaki hesap masalarında kurulur.İsrail’in askerî ve teknolojik kapasitesini küçümsemek büyük bir hata olur. İstihbarat, hava gücü, elektronik harp, hassas vuruş kabiliyeti ve ABD ile kurduğu stratejik ilişki İsrail’in önemli avantajlarıdır.Ancak aynı ölçüde büyük bir hata da Türkiye’yi İran’la aynı stratejik kategoriye koymaktır.Türkiye İran değildir.Türkiye bir NATO ülkesidir. On yıllara yayılan ittifak tecrübesi, güçlü hava ve deniz unsurları, gelişen savunma sanayii, geniş coğrafi derinliği ve farklı bölgelerde aynı anda diplomasi yürütebilme kapasitesi bulunmaktadır.Üstelik Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşüm artık yalnızca birkaç platform üzerinden değerlendirilebilecek bir mesele değildir. Türkiye giderek daha fazla kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve ihraç eden bir güvenlik aktörüne dönüşmektedir.Fakat asıl mesele burada da bitmiyor.Çünkü Türkiye’nin gücünü yalnızca silahlarında aramak eksik kalır.Ankara’nın görünmeyen gücü çok katmanlı stratejik kabiliyetidir.İsrail’in sahip olduğu teknolojik üstünlük, kısa süreli ve yüksek hassasiyetli operasyonlarda önemli bir avantaj sağlayabilir. Ancak uzun süreli, yüksek yoğunluklu ve çok boyutlu bir çatışmanın maliyeti başka bir hesap çıkarır.Coğrafya burada yeniden konuşmaya başlar.

Exit mobile version