Pedagog eşliğinde ifade veren E.Eşiyok, babasının Melike’yi zincirlediğini, ardından üvey annesiyle birlikte istismar edip baltayla parçaladığını söyledi. Küçük çocuk, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Babam zincirle geldi, Melike’yi sırtüstü yatırdı, ellerini bağladı. Zehra buzlarla odaya girip çıkıyordu. Önce alkol içtiler, gülüyorlardı. Sonra cinsellik yaptılar. Ardından babam baltayla vurmaya başladı. Kolları, bacakları yere düştü. Sadece damarları tutuyordu bedenini. Biz çok korktuk, hiçbir şey soramadık. Aynı şeyi bize yaparlar diye sustuk.”
Ablası H.Eşiyok ise, Melike’nin ölümünden önce ağır işkenceye maruz kaldığını anlatarak şunları söyledi:
“Melike’yi peteğe zincirlediler. Babam dövüyordu, Zehra elinde çekiçle geliyordu. Buz taşıyordu sürekli. Biz dışarı çıkarıldık, sonra baraja atıldığını öğrendik. Zehra bizi çırılçıplak soyup yağmurda dışarı çıkarıyordu. Tuvalete bile gönderilmiyorduk. Altımıza yaptığımızda dövülüyorduk. Melike en çok dayak yiyendi.”
Duruşmada SEGBİS ile savunma yapan baba Cahit Eşiyok, çocuğunun ölümünden sonra cesedi Sazlıbosna Barajı’na attığını itiraf etti:
“Zehra, Melike’nin nefes almadığını söyledi. Eve geldim, yatıyordu. Mezarlıkta gömmeye çalıştım ama kazamayınca baraja götürdüm. Büyük bir poşete taş koyup suya attım. Orada duasını ettim. Eve döndüm, çok pişman oldum.”
Cahit Eşiyok, olayla ilgili tüm sorumluluğu Zehra’ya yükledi, çocuklarının ifadelerini ise reddetti.
Sanık üvey anne Zehra Öztürker ise Melike’nin ölümünden babayı sorumlu tuttu:
