Ceza yargılamasının asıl amacının geçmişte yaşanan bir hayat kesiti üzerinde maddi gerçeğe ulaşmak, yani hukuki tabirle “sübuta ermek” olduğunu belirten Yıldız, bir bilginin veya olgunun sadece iddia boyutunda kalamayacağını, aksine sağlam delillerle desteklenerek kesinlik kazanması gerektiğini ifade etti. Ceza muhakemesinde delil ve ispat arasında son derece güçlü bir bağ bulunduğuna dikkat çeken MHP’li yetkili, delilsiz bir ispatın, maddi vakıaya uygun olsa dahi yalnızca zan ve tahminden ibaret kalacağı uyarısında bulundu. Yıldız ayrıca, maddi gerçeği araştırma ilkesinin hakime sadece tarafların beyanlarıyla veya dosyadaki sınırlı delillerle yetinmeyip, kendiliğinden araştırma yapma yükümlülüğü yüklediğini hatırlattı.
Açıklamasında yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkına da geniş yer ayıran Yıldız, hakimin vicdani kanaatinin oluşması için delillerle doğrudan temas etmesini gerektiren “vasıtasızlık prensibi”nin, verilecek hükmün otoritesi ve meşruiyetinin en önemli temellerinden biri olduğunu kaydetti. İspat ilkeleri çerçevesinde “şüphenin sanık lehine yorumlanması” kuralının taşıdığı hayati öneme değinen Yıldız; gerek Anayasa’da, gerek uluslararası sözleşmelerde, gerekse de Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında güvence altına alınan “masumiyet karinesi”ne vurgu yaptı. Yıldız, kesinleşmiş yargı kararı olmadan hiç kimsenin suçlu sayılamayacağının adil yargılanma hakkının ana unsuru olduğunu belirterek, maddi vakıalarda ortaya çıkan belirsizliklerin mutlaka sanık lehine yorumlanması ve belirsiz kalan hususların ispatlanamamış sayılması gerektiğini ifade etti.
