Henüz 3 yaşındayken jimnastikle spora başlayan İnce, 14 yaşına kadar bu branşta aktif yer aldı. 18 yaşında ise judoyla tanışarak yeni bir mücadele alanına adım attı. Bu sadece bir spor değişikliği değil; Taylan İnce için bir yaşam felsefesinin, bir duruşun da başlangıcıydı. Uluslararası alanda Avrupa ve Dünya derecelerine imza atmış bir milli sporcu olarak yükselen kariyeri, 19 Mart süreciyle birlikte ansızın sekteye uğradı.
Mart 2025’te Rize’de milli takım kampında bulunan İnce, Dünya Kupası için Gürcistan’a yola çıkmaya hazırlanıyordu. Ancak Gürcistan’daki sağlık kontrolü sonrası Kazakistan’da yapılacak yeni değerlendirmeye çağrılmayı beklerken, Türkiye’ye döndüğünde yaşanan siyasi gelişmelere sessiz kalamadı. Ankara’daki protestolarda yer aldı, düşüncelerini sosyal medyada paylaştı.
Bunun ardından Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı bazı yetkililer ve takım arkadaşlarından dışlandığını hissetti. “Milliliğin gider, dikkat et” gibi uyarılarla karşılaştı. Kısa süre sonra ise hiçbir açıklama yapılmadan, milli takım iletişim gruplarından çıkarıldı. Kazakistan’daki sürece dair hiçbir bilgi verilmedi. Bu süreçte kulübü tarafsız kaldı; ne destek verdi ne de karşı çıktı.
25 Nisan’da Ankara Konur Sokak’ta tutuklu öğrencilerin serbest bırakılması için düzenlenen protesto eylemine katılan Taylan İnce, burada gözaltına alındı. Polis şiddetiyle darp edildiğini belirten İnce, kadın bir göstericinin işkenceye uğramasına müdahale ettiği sırada yerlerde sürüklendiğini, başına defalarca tekme atıldığını ve bu sırada ağır şekilde yaralandığını anlattı.
Darp raporu alan İnce, iki gün gözaltında tutulduktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tam 29 gün boyunca cezaevinde kaldı. “Suçum neydi bilmiyorum. Bildiğim tek şey, haksızlığa karşı durduğum” diyerek, bu sürecin kendisinden yalnızca fiziksel değil, spor kariyeri açısından da çok şey götürdüğünü ifade etti.
İnce, tutukluluğunun ardından yalnızca milli takımdan değil, kulübüyle olan bağlarından da koptu. Spor yapma hakkı fiilen ortadan kalktı. “Ben sporu yalnızca madalya kazanmak olarak görmüyorum” diyen İnce, bu sürecin kendisine bir temsil biçimi kazandırdığını söyledi.
