Yeni yasaya göre, sulak alanların doğal yapısının korunması ve nadir türlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması konusundaki denetim ve idari yaptırım uygulama yetkisi tamamen Genel Müdürlüğe devredildi. Milli park, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları için hazırlanan “uzun devreli gelişme planları” ve “ziyaretçi yönetim planları”, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Genel Müdürlükçe yürürlüğe konacak. Ancak içme suyu temini gibi kamu yararı açısından aciliyet arz eden tesisler için gelişme planı şartı aranmayacak.
Düzenlemenin en dikkat çekici maddelerinden biri, korunan alanlardaki kaçak yapılaşmaya yönelik getirilen sert tedbirler oldu. Tescil yasağı kapsamındaki yapı ve tesislere, herhangi bir şart aranmaksızın Genel Müdürlük tarafından doğrudan el konulacak. İnşa aşamasındaki yapılar da dahil olmak üzere, el konulan tüm tesisler hiçbir ek karar alınmasına gerek duyulmaksızın derhal yıkılacak veya ihtiyaç halinde kurum tarafından değerlendirilecek.
Doğal alanlarda ekosistem değerini bozan veya yaban hayatını tahrip edenlere yönelik cezai müeyyideler şu şekilde güncellendi:
Kanunla birlikte mevzuata “alan kılavuzu” tanımı da eklendi. Korunan alan sınırlarında yaşayan ve gerekli eğitimi tamamlayan yöre insanları, ziyaretçi yönetimi kapsamında “alan kılavuzu” olarak görev yapabilecek. Ayrıca Genel Müdürlük, hizmetlerini yürütmek amacıyla döner sermayeli işletmeler kurabilecek. Bu işletmelerin sermaye miktarını 5 katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkili olacak.
Saha bekçiliğinde sözleşmeli personel istihdamının önü açılırken; orman muhafaza memurları, av ve doğa koruma memurları ile saha bekçilerine Cumhurbaşkanınca belirlenen silahlar demirbaş olarak verilecek. Av ve doğa koruma memurlarının görev esnasında resmi kıyafet giymeleri zorunlu tutulurken; köy muhtarları, ihtiyar heyeti ve bekçilerin kanuna aykırı durumların ihbarı ve takibinde görevli memurlara yardım etmeleri mecburi kılındı.
