Murat Ülker’den ezber bozan nüfus uyarısı: Asıl tehlike aşırı kalabalık değil, insanlığın azalması

Murat Ülker’den ezber bozan nüfus uyarısı: Asıl tehlike aşırı kalabalık değil, insanlığın azalması

Ülker, insanlığın on binlerce yıllık tarihinde ilk kez nüfus artış trendinin yön değiştirdiği eşi görülmemiş bir döneme girildiğine dikkat çekti.

Kendi ebeveynlerimizin ve onlardan önceki kuşakların hayatlarının sürekli bir nüfus büyümesi dönemine denk geldiğini hatırlatan Ülker, bugün ise tablonun tamamen değiştiğini ifade etti. Pek çok ülkede doğurganlık oranlarının, bir nüfusun kendini yenileyebilmesi için kritik eşik olan “iki çocuğun” altına indiğini hatırlatan Ülker, bu eğilimin devam etmesi halinde gelecekte dünyanın çok daha yaşlı ve sayıca çok daha az insanın yaşadığı bir yer haline geleceği uyarısında bulundu. Nüfusun aynı kalabilmesi için her kuşağın kendi yerini dolduracak ortalama iki çocuk yapması gerektiğini belirten Ülker, bu dengenin altına düşüldüğünde yaşanacak nüfus gerilemesinin ve yaşlanmanın geri döndürülemez sosyo-ekonomik sonuçları (iş gücü kaybı, sosyal güvenlik sistemlerinin çöküşü vb.) olacağını kesin bir dille ifade etti.

Makalesinde, nüfus artışı ile çevre kirliliği arasında kurulan otomatik bağın da büyük bir yanılgıdan ibaret olduğunu vurgulayan Ülker, “Daha çok insan daha çok kirlilik demektir” şeklindeki genelgeçer algının istatistiksel verilerle uyuşmadığını kaydetti.

Bu durumu somut örneklerle destekleyen Ülker, Japonya ve Güney Kore gibi dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden bazılarının son derece temiz bir havaya ve çevre düzenine sahipken, nüfus yoğunluğu çok daha düşük olan bazı tarım ekonomilerinde anız yakılması veya denetimsiz kömür kullanımı nedeniyle ciddi ve ölümcül boyutlarda hava kirliliği yaşandığını örnek gösterdi. Buradan hareketle sorunun nicelikten (insan sayısından) ziyade, nitelikle (üretim yöntemleri, teknolojik yatırımlar ve yönetim tercihleriyle) ilgili olduğunu belirten Ülker, gelişen teknoloji ve artan çevre bilinci sayesinde bugün doğan bir bebeğin yaşamı boyunca yaratacağı karbon ayak izinin, geçmiş on yıllarda (sanayileşmenin vahşi dönemlerinde) doğan kuşaklara kıyasla çok daha düşük olduğuna dikkat çekti. Ülker, iklim krizini salt nüfus artışına bağlamanın, zamanın iyileştirici ve teknolojik etkisini yanlış değerlendirmek anlamına geleceğini ifade etti.

Küresel krizler, savaşlar ve iklim sorunları nedeniyle modern toplumda baş gösteren “Bu dünyaya çocuk getirmek doğru mu?” şeklindeki karamsar eğilime de değinen Murat Ülker, geçmişteki felaket senaryolarının hiçbirinin gerçekleşmediğini hatırlattı.

Exit mobile version