Ülke içinde ve dış politikada ana tercihinde demokrasiyi esas alacağını belirten muhalefet lideri Péter Magyar’ın TISZA (Saygı ve Özgürlük) partisi yüzde 53 oyla parlamentoda üçte iki çoğunluğu aldı. Anayasada değişiklikler yapabilecek.
Orban’ın oyları yüzde 38’de kaldı. Aşırı sağ Mi Hazank’ın oyu yüzde 6.
Bu seçimlerin ne kadar önemli olduğu şuradan da belli ki, Trump, Putin, Netanyahu ve Avrupa’nın bütün aşırı sağı Orban’a kazandırmak için seferber olmuştu.
Bu seçimlerde otokrasi kaybetti, demokrasi kazandı.
Yürekten temenni ederim, yeni lider Magyar rövanşizm hastalığına kapılmadan itidalli reformlarla ülkesini düzlüğe çıkarsın.
Macaristan, Kızıl Ordu’nun kurduğu komünist rejimle yönetilen bir ülkeydi. Rejime karşı halk hareketleri başladığında, demokrasiyi savunan genç liderlerden biri, Viktor Orban’dı. Hukuk okumuştu. Soros’un verdiği bursla “liberal değerleri öğrenmek” için başvurduğu Oxford Üniversitesi’ne kabul edilmişti.
Soros, genç Orban’ın liderlik ettiği Genç Demokratlar Birliği Fidesz’e 500 bin dolar bağış da yapmıştı…
Orban, ileride iktidarını pekiştirince Soros’u “Macaristan’ın düşmanı” ilan edecekti.
Komünist rejim yıkıldıktan sonra, 1990’da ülkesine dönmüş, 1998 yılında yüzde 42 oyla Fidesz’i birinci parti yapmış, Demokratik Forum Partisi’yle koalisyon kurarak başbakanlık koltuğuna oturmuştu.
