Özel: İmamoğlu kaçmaz, Erdoğan’ı sandığa kadar kovalar

Özel: İmamoğlu kaçmaz, Erdoğan’ı sandığa kadar kovalar

Tutuklamaların hukuk dışı olduğunu savunan Özel, “Tüm arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanması gerekir. Bu tutukluluk hali, Benito Mussolini’nin ön infaz yönteminden farksız. Bu, bir cezalandırma aracı olarak kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’nun kaçma şüphesiyle tutuklanmasının hukuki gerekçelerden yoksun olduğunu belirten CHP lideri, “Ekrem İmamoğlu’nun kaçacağı düşünülüyorsa, bundan en çok memnun olacak kişi Erdoğan olurdu. Çünkü en güçlü rakibi seçimden çekilmiş olurdu. Ama İmamoğlu kaçmaz, tam aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sandığa kadar kovalar.” dedi.

Özel, İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte Türkiye’de hukukun siyaset aracı haline getirildiğini belirterek, “Bu uygulama, adaletin değil, siyasi baskının bir tezahürüdür. Demokratik bir hukuk devletinde seçilmiş temsilciler, yargının siyasallaştırılması yoluyla görevlerinden uzaklaştırılamaz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı, halkın gösterdiği tepkinin meşru ve demokratik sınırlar içerisinde kaldığını belirterek, “Saraçhane’de yedi gün boyunca halkla birlikteydik. Bu, bir adalet talebidir. Sessiz kalamayız” değerlendirmesinde bulundu.

İşte sorular ve Özel’in yanıtları:

Yorgun musunuz?

Bir fiziki yorgunluk olması kaçınılmaz, çünkü günde 3-4 saat uyku uyunduğu, aynı gün, her gün aynı saatte aynı meydanda milyonlara uzun konuşmaların yapıldığı, gün içinde siyasi partilerin sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, günde, bazı gün kırktan fazla heyetin kabul edildiği bir bir hafta geçirdik. 10 binlerce kişiyle yüzyüze görüştük. Milyonlarca kişiye her gece hitap ettik. O açıdan bir fiziki yorgunluk var. Ama meseleye olan inancımızdan dolayı kendimi son derece zinde, son derece motive hissediyorum. Arkadaşlarım, belediye başkanlarım, Cumhurbaşkanı adayım cezaevindeyken öyle bir yılgınlığa kapılmak mümkün değil. Daha yeni başlıyoruz. Yarın büyük bir başlangıç yapacağız. Maltepe’de ve bundan sonra, belki de dünya siyasi tarihinin en uzun ve en zor kampanyalarından birini yürüteceğiz.

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın size bir mezar göndermesi oldu. Bugün de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bir açıklaması var, “zıvanadan çıktı” diyor sizin için. Kendinizi risk altında hissediyor musunuz? Endişeli misiniz?

Normal şartlar altında bir risk değerlendirmesi yapıldığında evrensel standartlarda herhalde en üst risk grubundayız. Ama biz Türkiye’de böyle yaşamaya alıştık. Erdoğan sürekli rakiplerini şeytanlaştırarak, toplumu bunun üzerinden kutuplaştırarak hedef göstererek siyaset yapan birisi. Geçmişte, şimdi çok iyi ilişkiler içinde olduğu Sayın Bahçeli ile birbirlerine çok ağır hakaretler, birbirlerine miting meydanlarında idam ipi atacak kadar ya da birbirlerine çok ağır sözler, hakaretler edecek kadar gergindiler. Ama siyasetin bu sertleşmesine eğer biz teslim olacak olursak, geri adım atacak olursak, onlar amacına ulaşır. Onların tüm tehditlerine rağmen biz büyük bir cesaretle toplumun önünde olmak durumundayız. O yüzden alışık olmadığımız bir durum değil ama tabii mezar falan… Bunlar siyasetin dili değil, yani doğru bir şey değil bunlar. Hepimizin aileleri var, yaşlı annelerimiz var, babalarımız var, kardeşlerimiz, küçük çocuklarımız var. Bu tabii bir siyasetçi rakibini alt edemeyince ona bütün toplumun önünde ‘senin de mezarını kazarlar’ diyecek noktaya geldiyse benim buna verecek bir cevabım yok artık. Ama kendi adıma korkmuyorum. Bizi sevenler ve üzülenler adına üzülüyorum.

Avrupa’nın, AB’nin tepkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Exit mobile version