Özel: İmamoğlu ve arkadaşları siyaseten tutukludur… İktidar geleceğe darbe yapmaya kalktı

Özel: İmamoğlu ve arkadaşları siyaseten tutukludur… İktidar geleceğe darbe yapmaya kalktı

Bugünkü basına kapalı gerçekleşen üçüncü oturumun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kapanışta yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Dün hep beraber çok verimli toplantılar gerçekleştirdik. Biraz önce Sosyalist Enternasyonal’in ortak aklıyla ortak vicdanıyla, kağıda dökülen üzerinde titiz çalışmalar yapılan çok güçlü metinleri oybirliğiyle kabul ettik. Özellikle dün ve bugün ortaya koyduğunuz sıkı dayanışma dolayısıyla her birinize şükranlarımı sunuyorum. Türkiye’de yaşadığımız zorlu süreçte bizimle dayanışma gösteren her bir kardeş partimizin kurumsal kimliklerine ve ayrı ayrı üyelerine teşekkür ediyorum. 79 ülkeden 89 partiyi misafir ettik, ev sahipliği yaptık, onlarla birlikte çalıştık. Bugün İstanbul, iradesi gasp edilmiş bir şehir durumundadır. Bundan bir yıl önce, 16 milyon İstanbullu ‘Şehri kim yönetsin’ diye düşündü, taşındı. Son beş yıldır yapılan hizmetlere baktı. Sandık başına gittiler. Ve her seferinde daha fazla oy verdikleri Ekrem İmamoğlu’nu her iki kişiden birinden fazlasının oyuyla İstanbul’u beş yıl daha yönetmeye görevlendirdiler. Maalesef biz, 1977 yılından beri hiç birinci parti olamamıştık. İkinciliği, üçüncülüğü, zaman zaman baraj altında kalmayı içimize sindiremesek de kusuru hep kendimizde bulduk. ‘Daha çok çalışmalıyız. Öz eleştiri yapmalıyız. Gençleşmeliyiz. Kadınlara daha çok fırsat vermeliyiz. Dünyada esen rüzgarları doğru analiz etmeliyiz. Türkiye’ye doğru uyarlamalıyız. Doğru bir dil kurmalıyız’ dedik.”

15 Temmuz darbe girişimi sürecinde CHP’nin tavrını alkışlayanların 47 yıl boyunca CHP’nin gösterdiği sabrı gösteremediğini ifade eden Özel, şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı seçim takviminin başlamasına 47 ay vardı. 47 gün bile sabır gösteremediler. İlk kaybettikleri seçimde, ilk ikinci duruma düştükleri seçimde darbeye giriştiler ve öyle bir darbe tasarladılar ki… Darbeler hep mevcut iktidara yapılır. Mevcut iktidar, geleceğe darbe yapmaya kalktı. İktidara gelecek olana darbe yapmaya, Türkiye’yi gelecekte yönetecek hükümete, cumhurbaşkanına darbe yapmaya kalktı. Geçmiş yerel seçimlerin seçilmişlerine darbe yaptı. Ama esas geleceğimize, gelecek olana, Türkiye’nin gelecek umuduna darbe yapmaya kalktılar. İşte biz Ekrem İmamoğlu ve hapisteki bütün arkadaşlarımızın suçsuzluğuna kefil olan ve onların siyasi sebeplerle içeride tutulduğu için onlarla birlikte mücadele eden insanlarız. Bunu bazen dünyaya anlatmak zor oluyor. Anlatamayacağımızı düşündüler. Ama ben bugün sabahleyin Ekrem Başkan ile dayanışmak için, bir otel yangınında hayatını kaybeden bebeklerle, çocuklarla, annelerle, eşlerle geriye kalanlarla dayanışmak, hayatını kaybedenleri anmak için, o tepkileri görünür kılmak için, kadına karşı şiddeti görünür kılmak için, toplumsal cinsiyet eşitliği talebini görünür kılmak için yapılan bir maraton koşusunda sabah gittim, erken saatlerde maraton koştum, geldim. Buradan ayrılıp Türkiye’nin dördüncü büyük kentine, Bursa’ya gidip her hafta sonu yaptığımız, bu hafta sonu Sosyalist Enternasyonal ile çakıştığı için pazar akşam üstüne aldığımız bir mitingi gerçekleştireceğim.”

“Sabah on binlerin; akşamüstü yüz binlerin, milyonların buradan Avrupa’daki bütün yoldaşlarımın gözünün içine baka baka söylüyorum ki Türkiye bir sivil darbe sürecindedir. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları siyaseten tutukludur. Hepimiz onlara kefiliz ve sonuna kadar arkalarındayız. Beş gün boyunca kadim bir şehirde, üç imparatorluğa başkentlik yapmış, hepimizin atalarının emeği olan ve hepimize emeği olan bir şehirde, barışın, demokrasinin, sanatın, turizmin başkentinde bir yazara göre ‘Dünya bir ülke olsaydı dünyanın başkenti’nde, İstanbul’da hep birlikteydik. Böyle şehirler böyle toplantıların düşmanıdır. Salonlar boşalır, gider. Ama böyle tam bir katılımla, büyük bir ciddiyetle; İstanbul’un boğazı, güzellikleri, tarihi sizi çağırırken burada dayanışmaya yönelik; Latin Amerika ile, Asya ile, Afrika ile, Avrupa ile ve Türkiye ile dayanışmaya yönelik metinleri tartıştınız. Çok kıymetli bir müzakereyi hep beraber yürüttünüz. Bunun için teşekkür ediyorum. İstanbul’un güzelliği bile dayanışma ruhunuzu zedelemedi ve sizi bu meydanda, bu salonlarda tuttu. Hepinize bu toplantı disiplini için ayrıca teşekkür ediyorum.”

“Bu salonun ortak fikri şu: Pek çok kuvvetli metinde dinledik. Hep oy verdik. Dünyada otokrasi varsa; dili, dini, kimliği fark etmeksizin otokratlara ‘dur’ diyecek tek yapı, biz demokratlarız. O demokratların da sayısı hiç az değil. Dahası o demokratlar dünyanın neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar yalnız değiller. Tüm dünya demokratlarla omuz omuza verip yoldaşça mücadele etmeye de kararlı. Bu kararlılık ve yoldaşla mücadele azmi, yoksulluğa, siyasal baskılara, savaşlara, her türlü talana direnen; milyonlarca, milyarlarca insan için cesaret kaynağıdır, umuttur. Toplantılarımızda birçok başlığı derinlemesine ele aldık. Ana gündemimizden biri olan demokrasinin bugün geldiği hali çokça konuştuk. Kadınlar, iş gücüne katılım ve emeklerinin karşılıklarını almaları konusundaki engellerle ve güvencesizlikle karşı karşıyayız. Gençler büyük bir işsizlik ve umutsuzluk içinde. İşçiler, kır ve kent yoksulları hiçbir zaman olmadıkları kadar zordalar. Orta sınıf, mülksüzleştirme tehdidiyle boğuşuyor. Gelir adaletsizliği her geçen gün daha da derinleşiyor. Bu sorunların hepsi ağır ve acilen çözüm bekleyen sorunlar. Kadınların iş yaşamında ve siyasette eşit temsilinin sağlanması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele, geçnlerin siyasete, iş yaşamına etkin katılımı bunların hepsini sağlamak, dünyadaki sosyal demokratların aktif çabalarıyla mümkün olacaktır.”

“Öte yandan uluslararası gelişmeleri de ele alma fırsatımız oldu elbette. İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliamı konuştuk. Ukrayna’da on binlerce cana mal olan işgali konuştuk. Suriye’deki belirsizlikler, Afrika’daki çatışmalar, mülteci krizleri, iklim krizleri; bunlar mevcut düzenin beslediği hem de ondan beslendiği krizlerdir. İçinde yaşadığımız dünya ise etkileşim halinde bir dünyadır. Savaşların acı sonuçları, yoksulluk ve birçok kriz, bir ülkenin sınırlarından diğerine sıçramaktadır. Yani tüm dünyada dolaşıma girmektedir. İlk açılış konuşmasında da söylediğim, dünkü toplantılarda ve akşam yemeğinde de her birinizle ayrı ayrı sohbet ettiğimizde üzerine konuşma fırsatı bulduğumuz bir zor durumla karşı karşıyayız. Endişelerimiz vardı. 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinde, yapay zeka marifetiyle birbiriyle konuşan, birbirinden öğrenen robotlar insanlığı tehdit eder miydi? Maalesef bu tartışma bir anda duruyor, sürüyor. Ama dünyanın başındaki en büyük tehdit; birbiriyle konuşan, birbiriyle dayanışan, birbirinden öğrenen otokratlarla, diktatörle muhatabız ve onları yenecek güç, sadece ve sadece bu salonun üreteceği dayanışmadır.”

Exit mobile version