Özgür Özel parti programını açıkladı: Bundan sonraki yürüyüş, iktidara yürüyüştür… Parlamenter sisteme geçeceğiz

Önümüzdeki hafta bu saatlerde, 39’ucu Olağan Kurultayımıza bu metin emanet edilecek. Orada ilgili genel başkan yardımcılarımızın aktif, katılıma açık lansmanlarıyla önce tanıtılacak, ardından üzerindeki görüşmelere ve varsa değişiklik önergeleriyle son şeklinin verileceği aşamaya geçilecek. Ortak aklı arama kültürü bize kurucumuzdan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten mirastır. Gazi 1922’de, yani Sivas Kongresi'nden üç yıl sonra ve partinin resmi kuruluşuna bir yıl kala partinin programını anlatırken şöyle demişti: ‘Herhangi bir programın uzun bir çalışma devrine yol göstermesi için memlekette bütün vatanseverlerin onun hazırlanmasına yardımcı olmaları lazımdır. Gerçekte büyük vatansever kitlenin reform isteklerini taşımayan bir program başarılı ve verimli olamaz.’ Biz de programımızı işte bu anlayışa uygun olarak, bizatihi milletimizle birlikte hazırladık.

Özgür Özel parti programını açıkladı: Bundan sonraki yürüyüş, iktidara yürüyüştür… Parlamenter sisteme geçeceğiz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, programın, yalnızca sorunları tespit etmekle kalmayıp, vatandaşlara somut çözümler sunan ve yönetim kapasitesini açıkça ortaya koyan bir yol haritası olduğunu belirterek, “Bundan sonraki yürüyüş, iktidara yürüyüştür. Zaman, vatandaşın gücünü esas alan parlamenter sistemin zamanıdır” dedi. Program, demokrasi, adalet ve sosyal devlet ilkelerini esas alarak Türkiye’nin kurumsal ve hukuki yapısını güçlendirmeyi hedefliyor.

Önümüzdeki hafta bu saatlerde, 39’ucu Olağan Kurultayımıza bu metin emanet edilecek. Orada ilgili genel başkan yardımcılarımızın aktif, katılıma açık lansmanlarıyla önce tanıtılacak, ardından üzerindeki görüşmelere ve varsa değişiklik önergeleriyle son şeklinin verileceği aşamaya geçilecek. Ortak aklı arama kültürü bize kurucumuzdan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten mirastır. Gazi 1922’de, yani Sivas Kongresi’nden üç yıl sonra ve partinin resmi kuruluşuna bir yıl kala partinin programını anlatırken şöyle demişti: ‘Herhangi bir programın uzun bir çalışma devrine yol göstermesi için memlekette bütün vatanseverlerin onun hazırlanmasına yardımcı olmaları lazımdır. Gerçekte büyük vatansever kitlenin reform isteklerini taşımayan bir program başarılı ve verimli olamaz.’ Biz de programımızı işte bu anlayışa uygun olarak, bizatihi milletimizle birlikte hazırladık.

102 yıl önce büyük mücadelelerle ilan edilen Cumhuriyet’in kurucu gücü olan partimiz, yine milletimizin huzurundadır. Bugün Türkiye’nin kurumları ve kuralları örselenmiştir. Demokratik, sosyal, hukuk devleti kimliğimiz maalesef zedelenmiştir. Eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk ülkemizin dört bir tarafını sarmıştır. Bugün bir zümrenin çıkarlarıyla milletin çıkarları çatışma halindedir. Ve bu zümre şahsi çıkarları için milletin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmemekte, geri durmamaktadır. Şüphesiz, Türkiye 102 yıl önce büyük mücadelelerle o dönemin kuşatmalarından, işgallerinden kurtarılmıştır. Ülkemiz 102 yıl sonra bu kez küçük bir zümrenin demokrasiyi ve adaleti hedef alan kuşatması altındadır. Ve bugün Cumhuriyetimizin kendini hatırlamasına ve kuruluş ruhuyla çağın kuşatmasından kurtarılmasına ihtiyaç duymaktadır. Program metnimizde bunun işaret fişeği yakılmıştır. Devletin her kurumuyla zedelendiği bu ağır şartlar, bir asır öncesinin kararlılığını ve cesaretini yeniden kuşanmamızı zorunlu kılmaktadır. İşte bu nedenle bu ülkenin demokratları, egemenliği yalnızca millete ait olduğuna inanan onurlu yurttaşları, en az bu ülkeyi kuran kahramanlar kadar cesur ve inançlı olmak durumundadır.

Biz CHP olarak bu inançla, bu güzel ülkeyi çöküşün eşiğinden döndürmek için mücadele vermekten tereddüt etmedik, etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bu yolda yürüyenler olarak geçmişin irfanı, bugünün cesareti ve yarınların sorumluluğuyla ‘yeniden’ diyoruz. Milletimizin haysiyetli yaşam, eşitlik ve sosyal adalet arayışından süzülüp gelen parti programımızı işte bu sarsılmaz inancın yansıması olarak milletimizle paylaşıyor, sizlere ve delegelerimize emanet ediyoruz. Bu programın sahibi millettir. Türkiye Cumhuriyeti’ne yurttaşlık bağıyla bağlı olan tüm halkımızdır. Bu program milletimizin ‘Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye’ manifestosudur.

Millet, bu programı yazarken Türkiye’de bir sistem çöküşüyle karşı karşıyadır. Kadınları, çocukları, yeni doğan bebekleri şiddetten koruyamayan; şehirlerimizi afetlere karşı, işçileri iş cinayetlerine karşı, milyonları enflasyona, yoksulluğa karşı güvende tutamayan; sokakları uyuşturucudan, suç örgütlerinden temizleyemeyen; siyaset ayarlı davalarla demokratik rekabeti, kayyum atamalarıyla millet iradesini yok sayan bir yönetimle milletimiz karşı karşıyadır. Milletimiz zenginleri daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan, kara bir düzen kuran, vergi yükünü kazananlara değil, yoksulların üzerine yıkan, kaliteli eğitim ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşımı sınıfsal bir ayrım haline getiren bu düzene ve bu kötü yönetime muhataptır. İşte bu program bu çökmüş devlet mekanizmasına karşı bir itirazdır. Programımızın ana sütunlarından bir tanesi demokrasidir. Bu program yeniden milli egemenliğe dayalı, hukuk devleti inşa etme kararlılığımızın nişanesidir. Devlet yurttaşlarının kontrolünde olacak ve her an denetlenecek. Her bir yurttaşın özgürlüğü ve kazanımları garanti altına alınacak. Her bir yurttaşın hukuk önünde eşit olduğu bir düzen kurulacak. Güçlü yurttaşların, güçlü Meclis’ine dayalı, kuvvetler ayrılığı ilkesini esas alan parlamenter sistem mutlaka kurulacaktır. Yurttaş güçlü oldukça sistem de güçlü olacak. Yüzde üç seçim barajıyla halkın Meclis’teki temsilinde hakkaniyet sağlanacaktır.

Siyasi partilerin hazine yardımını yüzde bir oy eşiğine indereceğiz. Siyasi Ahlak Kanunu’nu mutlaka çıkaracağız. Kamu İhale Kanunu’nu yeniden yazıp suistimale izin vermeyeceğiz. Yolsuzlukla mücadeleyi hayatın merkezine yerleştireceğiz. Siyasetin finansmanını mutlaka şeffaflaştıracağız. Devlette lükse, şatafata değil hizmete öncelik vereceğiz. Devletin kurumlarından israfı söküp atacağız. Demokrasi tüm kimliklere ve tüm inançlara saygı gerektirir. Eşit yurttaşlık hakkını mutlaka güvence altına alacak, Aleviliğin bir inanç olduğu gerçeğini mutlaka hayata geçirecek, cemevlerine ibadethane statüsünü kazandıracak, geçmişteki Alevilere yönelik tarihin kara lekeleriyle yüzleşecek, Madımak’ı bir utanç müzesi haline getirecek, Aleviler için eşit yurttaşlık ilkesinin en önemli kazanım olarak tarihimizden gelen sorumluluğumuzla önümüzdeki kanun metinlerine ve Anayasamıza nakşedeceğiz.

Bugün yurttaşlarımızın en yakın sorunlarından bir tanesi hiç şüphesiz ki ekonomidir. 2018 sonrasında adaletin çöküşü ve demokrasinin rafa kaldırılması, ülkemizin içinden çıkılamayan bir ekonomik buhranın pençesine düşürmüştür. İktidarın sabah kalkıp kimin malına çökeceği, kimi sıfırdan alıp karun gibi zengin yapacağı belli değildir. Ülkede çalışmanın, işini iyi yapmanın, daha kaliteli ürün ve hizmet üretmenin bir anlamı kalmamıştır. Emeksiz zenginleşenler bu hastalığı topluma yaymaktadır. Çaresiz vatandaşlar bahisle, kumarla ve mafyatik yapıların içerisine dahil olmakla ve bu tip bir acımasız sarmalın içinden kurtulamamakla, kendi hayatlarını kararttıkları gibi ailelerine, çevrelerine büyük hüzün ve travmalar yaşatmaktadırlar. Gençler uyuşturucu batağına saplanmaktadır. Sadece bir avuç insanın zenginleştiği, geri kalan herkesin sefalete yelken açtığı bu kara düzeni milletimizle birlikte ters yüz etme sorumluluğundayız. Planlı, öngörülebilir, üretime dayalı, kamucu ekonomiyi inşa edeceğiz. İktidarımızda daha iyi kazanmanın yolu ancak daha yenilikçi fikirler, daha verimli üretim ve daha iyi hizmet vermekten geçecek. Herkes çabasının karşılığını adil biçimde alacak. Planlamacı, kamu aklını hayata geçiren bir yönetim anlayışını belirlemek zorundayız.

Exit mobile version