Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bölgedeki etkinliğin kısa sürede sona ermesinin beklenmediğini vurguladı.
Bölgedeki hareketliliğin kronolojisine dikkat çeken Prof. Dr. Tüysüz, sürecin 10 Ağustos 2025’te Sındırgı’nın kuzeyinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremle başladığını hatırlattı. Tüysüz, artçıların zamanla güneye doğru yayıldığını ve 27 Ekim’de güneyde gerçekleşen bir diğer 6.1’lik depremle sarsıntıların sayıca ve büyüklük olarak arttığını belirtti.
Son günlerdeki artışa değinen Tüysüz, “Şimdi 5.1 (veya 4.9) ile yeni bir döngü başlamış gibi duruyor. Bu etkinliğin öyle birkaç gün içerisinde bitmeyeceğini söyleyebiliriz. En azından bir ay, belki daha da fazla bölge sarsılmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Batı Anadolu’nun jeolojik yapısının bu tür uzun süreli deprem etkinliklerine yatkın olduğunu belirten Tüysüz, depremlerin Sındırgı fayı ile güneydeki Emendere fayı arasında yoğunlaştığını kaydetti.
Tüysüz, bölgedeki sismik aktivitenin nedenlerini şu şekilde sıraladı:
Birbirini Kesen Faylar: Bölgede çok sayıda birbirini kesen normal faylar bulunuyor.
Gömülü Faylar: Yüzeyde görülmeyen ancak yer altında aktif olan “gömülü faylar” deprem üretiminde rol oynuyor.
Akışkan Etkisi: Magma ya da jeotermal suların etkinliği, fayların hareketini kolaylaştırıyor olabilir. Ancak Tüysüz, bu konuda kesin konuşmak için detaylı yeraltı çalışmalarının yapılması gerektiğini vurguladı.
