Baba Nizamettin Kabaiş, anne Aygül Kabaiş, Diyarbakır ve Van Barosu ile avukatları geçen günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Ankara’da görüştü.
Baba Nizamettin Kabaiş konuya ilişkin açıklamasında, Bakan Gürlek ile görüşmelerinin olumlu geçtiğini ve kendilerini memnun ettiğini bildirdi. Dosyadaki eksikleri hazırlayıp avukatlara teslim ettiğini vurgulayan baba Kabaiş, dosyada geçen “beyaz arabaya” ilişkin, “Bize, ’11 tane arabayı bulup, sahiplerinin ifadelerini aldık’ denildi” ifadesini kullandı.
Kabaiş, dosyada yer alan bir kişinin tarif ettiği aracın bulunmasını ve o kişilerin DNA’larına, telefon sinyallerine bakılması gerektiğini vurguladı. Söz konusu aracın bulunması durumunda olayın aydınlatılacağını belirten Kabaiş, “Aile olarak çok acı çekiyoruz” dedi.
Baba Kabaiş, Rojin’in şüpheli ölümünde üniversitenin ihmalleri olduğunu savundu. Önceden bölgede tel ve güvenlik kamerası olmadığını kaydeden baba, Rojin’in ölümünden sonra bölgede güvenlik önlemlerinin alındığını anlattı. Kabaiş, Van YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli’nin “Ben buraya kamera takamam. Telin öbür tarafı özel mülktür” dediğini belirterek, “Benim çocuğuma sahip çıkmadı. Ben onun peşini bırakmayacağım. Hem yurt hem üniversite sorumludur. Ben çocuğumu götürdüm, onlara teslim ettim, emanet ettim. Neden sahip çıkmadınız?” diye sordu.
Rojin’in şüpheli ölümü sonrası, üniversitede bazı çalışmalar yapıldığını kaydeden Kabaiş, “Rojin’den sonra orada bir direk vardı. Bunu öğrencilerden öğrendim ve ben de o esnada gördüm. Rojin’den sonra bu direği söktüler. Burada da bir kamera varmış, öğrencilerin söylediklerine göre. Bunu niye söküyorsunuz? İnsan ister istemez örtbası düşünüyor” dedi.
Gülistan Doku’nun ölümü ile Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün benzer olduğunu ifade eden Kabaiş şunları söyledi:
“Oda arkadaşı, güvenlikçiler, devriye, orada daha önce ne olmuşsa, o kişileri biliyorlar. Telin öbür tarafında bir duvar vardır. Orada her türlü yazı var. İnsanın aklına ‘Acaba orada genç kızları rahatsız eden büyük bir çete mi var?’ sorusu geliyor. Güvenlik, tel, kamera ve ışık olsaydı, bugün bunlar olur muydu?”
Kabaiş, biri güvenlik amiri olmak üzere iki kişinin kendilerini sürekli olarak “yanlış” yönlendirdiğini öne sürdü. Olay sonrası izledikleri güvenlik kameraları ile bu tespiti elde ettiklerini söyleyen Kabaiş, “En son biz merkezde kameraları izledik, baktık. Öyle bir şey yok. O güvenlik amiri de şu anda değişmiş, ona da hakkımı helal etmiyorum. Hem yurtta hem üniversitede çok büyük sıkıntılar var. O genç kıza sahip çıkmadılar. Hayatının baharındaydı, gençliğini çaldılar. Ben kafamdan hiçbir şey uydurmuyorum, gördüğümü ve milletin söylediklerini aktarıyorum. Demek ki bir şey var ki halk da bunu söylüyor. Rektörün iki yeğeninden bahsediliyor ve bunlar daha önce de genç kızları rahatsız etmişler” diye konuştu.
