Büyükorhan ilçesindeki cuma pazarı, yüzyıllardır sadece cuma sabahları kuruluyor. Bu gelenek, Osmanlı döneminden günümüze kadar bozulmadan gelmiş durumda. Pazarın, Osman Dede isimli bir veli tarafından kurulduğuna inanılıyor. Rivayetlere göre, her cuma burada bir Allah dostunun bulunduğuna inanılıyor. Bu inanç, etin lezzetine manevi bir boyut katıyor.
Pazarda, sac üzerinde yüksek ateşte pişirilen kavurmalar ve 100 yıllık toprak kaselerde hazırlanan güveçler en çok ilgi gören ürünler arasında yer alıyor. Kasap Mesut İlhan, tarifin 400 yıldır hiç değişmediğini belirtiyor. Kemik iliği ve böbrek yağı ile hazırlanan dana ve keçi güveci, saatlerce kısık ateşte pişiriliyor.
Tüm bu lezzetler sadece haftada bir gün, cuma sabahı sunuluyor. Sabah erken saatlerde başlayan hazırlıklar, öğlene kadar sürüyor. Etin en lezzetli hali sadece o sabah yakalanabiliyor. Bu da pazarı özel kılıyor.
Ziyaretçiler, pazarda satılan etlerin sadece damak tadı değil, manevi bereket sunduğuna inanıyor. “7 ermiş ve 40 dervişin duasıyla kurulan bir pazar” olarak anılan bu yer, yalnızca bir alışveriş noktası değil, aynı zamanda bir kültür ve inanç merkezi olarak da öne çıkıyor.
Büyükorhan Belediye Başkanı Kamil Turhan, cuma pazarının ününün Marmara’yı aşıp Türkiye’ye yayıldığını belirtiyor.
92 yaşındaki Niyazi Narı ise 75 yıldır bu pazarda kasaplık yaptığını ifade ediyor:
“Eski tahıl hanını restore ederek pazarı dünya çapında tanıtmak istiyoruz. Ayrıca bölgeye termal tesis ve doğa sporları alanları kazandırmak için çalışmalarımız sürüyor.”
“Bu etin sırrı hem tarifte hem de duada gizli. Burada pişen etin tadı, başka hiçbir yerde yok.”