Menderes Öcal, çocukluğundan bu yana küçükbaş hayvancılıkla ilgilendiğini belirterek, “Şehre gittim ama yaşayamadım. 5 ay bile dayanamadık, geri döndük. Şehir hayatı bize uygun değil” dedi. Şehirdeki yaşamı deneyimledikten sonra köydeki huzuru tercih ettiğini söyleyen Öcal, “Köyde kendi işimizin patronuyuz, kimseye bağlı değiliz. Şehirde çalışsan da bir başkasının işini yapıyorsun, ama burada özgürüz” diye ekledi.
Öcal, köyde olmanın avantajlarını da şöyle dile getirdi: “Köyde doğayla iç içe yaşıyoruz. Ailemle birlikte bu işi yapıyoruz. Çocuklarım burada özgürce oynayabiliyor, şehirde ise bu mümkün değil. Köyde, doğayla büyümek onların gelişimi için çok faydalı. Şehirde imkânı olanların köye dönüp bu işi yapmalarını tavsiye ediyorum.”
Menderes Öcal, hayvancılık faaliyetlerini sürdüren Öcal ailesi, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sağladığı desteklerden de faydalanıyor. Devletin çeşitli projeleri ile işlerini büyüten aile, köydeki hayvanlarının sağlık kontrollerini de düzenli olarak yapıyor. Öcal, “Allah devletimizden razı olsun. Bize bu çadırı verdiler, hayvanlarımız rahat ediyor. Devletimizin verdiği desteklerle işlerimiz daha da iyiye gidiyor” diyerek minnettarlığını dile getirdi.
Hayvancılık işine adım atarken zorluklar yaşadıklarını belirten Mehmet Demirdağ (34), “Devletin desteği ve bizim emeğimizle bir yerlere varmaya çalışıyoruz. Küçükbaş hayvancılıkla uğraşanların mağdur olmamaları için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu işi para kazanmak için değil, sevdamız olduğu için yapıyoruz” dedi. Demirdağ, geleneksel küçükbaş hayvancılığı sürdürülebilir kılmak için emek sarf ettiklerini vurguladı.
