Muhafazakar yazar Abdurrahman Dilipak’a göre kenevir, Gırgır’dan bile iyi. Ekonomiden Covid’e, baş ağrısından diş ağrısına, giyimden kuşama deva olmadığı dert yok. Oksijen deposudur. Nefes açar, zinde tutar. Dağa taşa ekmeli.
Şuna inanıyor Dilipak… İcabında kenevirden elde edilen esrar, müptelalara kontrollü bir şekilde verilebilir. Ağır, sentetik maddelere bağımlılıktan gençleri koruyup kurtaracak, uyuşturucuyla mücadeleye ve sokakta asayişi sağlamaya dahi yarayacak bir doğal mucize yani.
Dilipak yıllardır “kenevir hayattır, mutluluk otudur” diyor. Tu kaka edilerek yasaklanan kenevire iade-i itibar istiyor. Kenevir Kooperatifi’nin sözcülüğünü yapıyor, serbest bırakılması için kampanya yürütüyor. Meclis’e ekilirse siyasetin gerginliğini alacağını, bozulan sinirleri yatıştıracağını bile söylüyor. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ı ziyaret ederek kenevirden seccade hediye etmişliği, evlerinin bahçesinde kenevir yetiştirdikleri eski güzel günlerden konuşup destek aramışlığı da var.
Herhalde gayretleri etkili oldu ki… AK Parti; tıbbi kenevir ekimini, satışını ve kullanımını genişleten bir düzenlemeyi Meclis’e sundu.
Türkiye Sağlık Yüzyılı’nın önemli icraatlarından biri olarak lanse ediliyor.
Kenevir artık ilaç dışında da kullanılabilecek, sağlığa destek ve kişisel bakım ürünleri yapmak için yetiştirilip eczanelerde satılabilecek.
Fakat bunun topluma sağlık, mutluluk ve huzur getireceğinden şüphe edenler yok değil.
Deniyor ki; tıbbi kenevir yetiştiriciliğinin sınırları genişletilse de kimse endişe etmesin; üretimi sıkı denetlenecek, erişimi de kolay olmayacak, kontrollü satılacak.
Yine de kötüye kullanılmasının önlenemeyeceğinden korkanlar haksız mı?
Keyif ve şifa verici mutluluk otu olarak göstermek, istismara baştan kapı açmaz mı?
Gençleri esrarkeşliğe özendirir, kullanmaya teşvik eder diye korkuları tetiklemeye yetiyor.
