Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal’a göre türbe, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini taşırken, Osmanlı Devleti’nin kuruluş zamanındaki yapı anlayışıyla da büyük benzerlikler taşıyor.
Asırlardır ayakta kalan türbe, zamanla büyük tahribatlara da uğradı. 1940’larda neredeyse tamamen yıkılan ve yalnızca tek bir sütunu ayakta kalan yapı, 1960’larda Cahide Tamer’in başlattığı kapsamlı restorasyonla tekrar hayat buldu. 1980’li yıllardaki ek onarımlardan sonra türbe, 2011’de yapılan çalışmalarla şuan ki görkemli haline kavuştu.
Yapının en şaşırtıcı özelliği de farklı medeniyetlerin materyallerini barındırması. Türbenin yapımında Bizans zamanına ait devşirme taşlar kullanılmıştır. Sütun başlıklarındaki haç motifleri ve Bizans’a özgü almaşık tuğla dizim teknikleri, bölgedeki çok katmanlı tarihsel dokuyu kanıtlıyor. 641 yıllık miras, hem mimari meraklılarını hem de tarih tutkunlarını bekliyor.
