Tutanaklara yansıyan ifadelerinde Abdullah Öcalan, başlatılan sürecin önemine dikkat çekerek, başarıya ulaşılamaması halindeki risklere işaret etti. Öcalan, “Başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı’na olmak üzere işleyebileceğini” savundu. Bahçeli’nin konuşmalarında da buna değindiğini hatırlatan Öcalan, 1993 yılında Turgut Özal döneminde yaşananların ve Özal’ın ölümüyle sonuçlanan sürecin benzer bir mekanizmanın ürünü olduğunu iddia etti.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışını “Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret” olarak nitelendiren Öcalan, Bahçeli’ye şükran duyduğunu belirtti. Öcalan, “Kendisinin MHP’yi çok iyi tanıdığını, eğer MHP’liler Bahçeli’yi haklı görmeselerdi onun arkasında durmayacaklarını bildiğini” ifade etti.
Görüşmenin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Öcalan’ın yasal statüsüne ilişkin talebi oldu. Süreçte aktif rol alabilmesi için koşulların değişmesi gerektiğini vurgulayan Öcalan, “Sayın Bahçeli’nin boşuna umut hakkı ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını” kaydetti.
Öcalan, bu hakkın tanınması ve çalışma imkanlarının sağlanması durumunda Suriye konusunda sorumluluk alacağını belirterek, “Bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini” dile getirdi.
Suriye’deki duruma geniş yer ayıran Öcalan, çözüm önerisi olarak “yerel demokrasi” ve “komün” modelini öne sürdü. SDG (Suriye Demokratik Güçleri) üzerinde etkisi olduğunu ve örgütün lideri Ferhat Abdi Şahin’in kendisine bağlı olduğunu belirten Öcalan, ancak bu konuda diyalog kanallarının açılması gerektiğini savundu.
Suriye’de “Kürt devletçiliği” yerine demokratik bir entegrasyonu savunduğunu ifade eden Öcalan, “Türkiye Cumhuriyeti’ni proto-İsrail, Kürt devletçiliğini de post-İsrail devletçiliği olarak gördüğünü” belirterek, bölgedeki dengelerin İsrail ve İran projeleri yerine Türkiye ile entegrasyon üzerinden kurulması gerektiğini söyledi.
Görüşmede söz alan Komisyon üyeleri ise sürecin ilerlemesi için PKK’nın silah bırakması ve somut adımlar atılması gerektiği vurgusunu yaptı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, halkın 27 Şubat çağrısını önemsediğini ancak pratik adımlar beklediğini belirterek, “Silahlar sadece elde değil, zihinde bırakılacak mı?” sorusunun cevap beklediğini ifade etti.
AK Partili Hüseyin Yayman da Diyarbakır Anneleri’nin beklentilerine dikkat çekerek, “Örgütün merkezini Kandil’den Suriye sahasına taşımasının sorunu çözmediğini, Öcalan’ın kesin talimat vermesi gerektiğini” iletti.
