Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamalarına tepki gösteren Özel, “Cevdet Yılmaz şu şekilde anlattı: ‘Tarımda eksi yüzde 12.7 büyüme kaydettik.’ Eksi 12.7 büyüme kaydedilmez. Eksi 12.7 küçülünür. Büyüme istediği gibi olmadığında ılımlı ama istikrarlı büyüme performansı sergileyenler 2002’den beri en düşük emekli maaşının yüzde 640 artış kaydettiğini söyleyenlerin bu mahcubiyetini anlıyorum ama siyaset her zaman iktidar olmak her zaman kazanmak, her zaman alkış almak değil, hele hele bu kadar berbat bir performanstan sonra bu kürsüye çıkıp öz eleştiri yapmayı da ister. Öz eleştiri bekler” diye konuştu.
Özel’in açıklamaları şu şekilde:
“Eskiden krallar, padişahlar vardı. Milletten ne alınıp ona ne verileceğine tek adamlar veya etraflarındaki dar bir zümre karar veriyordu. 12’nci yüzyılda ilk kez kralın vergiye tek başına karar vermeyeceği yazı altına alındı. 17’nci yüzyıla temsil yoksa vergi de yok itirazı damgasını vurdu. Devletin parasını nasıl topladığı, ne için harcadığı ve bunun hesabını nasıl verdiği konusu rejimler için ayrım noktasıdır, rejimler için nasıl bir rejim olduğunun en önemli göstergesidir, aynasıdır. Bütçe millet için yapılmıyorsa o zaman meclis sadece bir bina, genel kurul salonu adeta bir dekor, milletin varlığı sadece seyircilik, demokraside orada atılan repliklerden ileriye gitmez. Tiratlardan ileriye gitmez. O yüzden bugün burada konuştuğumuz şey sadece teknik bir metin, kalem kalem rakamlar gelir gider tabloları değildir. Öyle olmayacak.
Bütçe Kanunu kimlerin servetinin büyüyeceğine, kimlerin ekmeğinin küçüleceğine, kimlerin aslan payını alacağına, kimlerin kemer sıkacağına karar verilen siyasi tercihlerin yansıdığı metinlerdir. Bütçeyi hazırlayarak milletin işi ve aşı üzerinde siyasi tercihlerde bulunan iktidar sahiplerinin bu bütçeyi sahiplenmeleri gerekir.
Bu yönetim sistemi başladığında bu tek kişilik hükümet sistemidir, bakanlar artık atanmıştır, o yüzden meclise karşı sorumluluğu yoktur, Meclis’e karşı tek sorumlu Cumhurbaşkanıdır yaklaşımını hatırlatır, CHP 1 Ekim’de uğradığı haksız saldırılardan dolayı bir günlüğüne bir konuşmayı dinlemeye gelmedi diye Meclis’e saygısızlık yapıldı diyenlere bugün bütçenin gerçek, tek sahibi ve tek sorumlusunun Meclis’e gelip bütçesini anlatmak, savunmak, eleştirileri dinlemek yerine İstanbul’da olduğunu hatırlatmak ve Meclis’e saygı olacaksa bir ritüelin olduğu gün gelip bu kürsüden siyasi bir konuşma yapmakla değil gelip bu millete bütçenin hesabını vermekle olur. Allah kimseyi yaptığı bütçenin hesabını millete vereceği yerde olma cesaretinden mahrum bırakmasın.
Türkiye bu yılı aslında 2018’den beri yaşanan çoklu krizlerin her anlamda ağırlaşan koşulları altında geçirdi. Ekonomide büyük propagandayla yaşananları örtmeye çalışanlar var. Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa birincisidir. Ekim ayı enflasyonumuz yüzde 2,55, dünyadaki 71 ülkenin yıllık enflasyonundan fazladır. Yoksullukta, işsizlikte Avrupa birincisidir Türkiye. Yüksek faizde Avrupa birincisi, dünya ikincisidir. Gıda enflasyonunda, dünya ortalamasının yedi katına sahiptir. Enflasyonun, işsizliğin, yoksulluğun girdabında sürüklenen Türkiye, dünyada en çok suç işlenen ülkelerden biri haline gelmiştir. Yargıya güven yüzde 20’lere düşmüştür. Bu veriler ne kadar doğruysa iktidarın yürüttüğü propaganda da maalesef o kadar gerçek dışıdır. 2025’te memleketin hali budur. 2026’nın böyle geçmemesi için bu bütçenin bir çare üretmesi beklenir. Bütçe görüşmeleri devletin de milletin de yeni yılı konuştuğu, daha iyisinin umulduğu, vatandaşın kulak kesildiği görüşmelerdir. Millet döner bu Meclis’e bugünlerde bakar. Baktığında ne gördü biliyor musunuz? 16,3 trilyon geliri 19 trilyon gideri olan yani daha ilk sayfasında 2,7 trilyon bütçe açığı verilen bir bütçeyi gördü. Bu öyle böyle bir açık değil.
Bu açık, ekonomiyi şaha kaldıracağız diye yetkinin tek başına talep edildiği cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk bütçesinin tamamının tam iki katıdır. O bütçedeki açığın tam 22 katıdır. Bu rakamlar Cumhuriyet tarihinin rekorudur. Aynı şekilde faiz gideri yüzde 40’lık artışla 2,7 trilyon liraya çıkıyor. Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz gideridir. 2017 yılında 100 liralık verginin 10 lirası faize giderken, bu yıl 100 liranın 20 lirası faizi ödenecek.
Bütçenin yüzde 97,5’i yani neredeyse tamamı vergi gelirlerinden oluşuyor. Peki, bu vergi kimden toplanacak? Her 100 liralık verginin 63 lirası dolaylı vergi. Yani zengin fakir ayırmayan, fabrikatörden de fabrikadaki asgari ücretliden de aynı alınan vergi. Dolaylı vergi. Elektrikten, sudan, temel harcamalardan… Peki ondan sonraki büyük kalem? 100 liranın 25 lirası çalışanların maaşlarından kesilen gelir vergisi. Geriye ne kaldı? Yüzde 11 kar eden şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisi. Avrupa’da dolaylı vergilerin bu kadar yüksek, gelir vergisinin bu kadar fazla, şirketlerden alınan verginin bu kadar düşük olduğu bir başka ülke yok. Yani Türkiye vergi adaletsizliğinde de Avrupa birincisi.
