Göçmenlik Politikalarında Sertleşen Tutum
( = window. || []).push({});
( = window. || []).push({});
Bu kapsamda, sınır dışı edilecek kişilerin ABD vatandaşı olmayan üçüncü ülkelere gönderilmesi planlanıyor. Söz konusu plan çerçevesinde en az 30 farklı ülke ile diplomatik temaslar yürütüldüğü ortaya çıktı.
Trump yönetiminin göçmenlik konusundaki yaklaşımı, seçim kampanyası sürecinde verdiği vaatlerle uyumlu olarak oldukça sert ve kısıtlayıcı bir çizgide şekillenmişti.
Özellikle yasa dışı yollardan ülkeye girenlerin tespit edilerek sınır dışı edilmesi, bu politikaların temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor.
Yönetimin amacının sadece sınır güvenliğini sağlamak değil, aynı zamanda mevcut göçmenlik sisteminde köklü değişiklikler yapmak olduğu da belirtiliyor.
Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen bu kapsamlı plan, yalnızca Meksika ve Orta Amerika ülkelerini değil, aynı zamanda Afrika, Asya ve Avrupa kıtasından çeşitli ülkeleri de kapsıyor. Planın önemli bir ayağını ise göçmenlerin doğrudan vatandaşı olmadıkları ülkelere, yani “üçüncü ülkelere” gönderilmesi oluşturuyor.
Üçüncü Ülke Seçeneği: Yasal ve Diplomatik Süreçler
Washington Post’un ulaştığı belgelere göre, ABD hükümeti göçmenlerin geri gönderileceği ülkelerle yoğun müzakereler yürütüyor. Bu ülkelerle yapılacak anlaşmalar çerçevesinde, ABD’de yasa dışı olarak bulunan bireylerin, geldikleri ülke dışında, güvenli sayılan başka bir ülkeye gönderilmesi öngörülüyor.
Bu strateji, sadece ABD’ye gelen göçmen akınını durdurmakla kalmayıp, aynı zamanda sığınma hakkı arayan bireylerin caydırılmasını da hedefliyor.
Uzmanlar, bu politikaların uygulanmasının uluslararası hukuk açısından bazı sorunları da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor.
Özellikle bireylerin hayatlarının tehlikeye girebileceği ülkelere gönderilmesi, mülteci haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmelere aykırı düşebilir.
Ayrıca bazı ülkelerin bu anlaşmaları kabul etmeye yanaşmaması durumunda, planın uygulanabilirliği de ciddi ölçüde sekteye uğrayabilir.
