Türkiye’de doğurganlık neden düşüyor? Sorun isteksizlik değil, ‘güvencesizlik’

Türkiye’de doğurganlık neden düşüyor? Sorun isteksizlik değil, ‘güvencesizlik’

Toplumdaki genel algının aksine, veriler kadınların çocuk sahibi olmak istemediği tezini çürütüyor. Raporda yer alan verilere göre, hiç çocuğu olmayan kadınlar ortalama 2,6 çocuk isterken, bu rakam çocuk sayısı arttıkça 3,8’e kadar çıkıyor. Toplumsal normlar, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in üzerinde bir aile yapısını arzuluyor.

Ancak istihdamdaki kadınların fiili doğurganlık hızı sadece 1,38 seviyesinde kalıyor. Araştırma, “istenen” ile “gerçekleşen” arasındaki bu büyük farkın, kurumsal bakım altyapısının (kreş vb.) yetersizliğinden ve istihdam güvencesi eksikliğinden kaynaklandığının altını çiziyor.

TÜİK ve CEİD verileriyle desteklenen rapor, kadın istihdamındaki çarpıcı tabloyu da gözler önüne seriyor. Rapora göre:

Kadınlarda geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 30,6 gibi oldukça yüksek bir seviyede. (Erkeklerde bu oran yüzde 18,3)

20-24 yaş arası yükseköğretim mezunu genç kadınlarda işsizlik yüzde 28,9’a ulaşıyor.

En dikkat çekici veri ise işgücüne dahil olmama nedenlerinde yatıyor: Kadınların yüzde 42,9’u (yaklaşık 9 milyon kadın) ev işleri ve bakım sorumlulukları nedeniyle çalışma hayatının dışında kalıyor.

Raporda, çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayan yaklaşık 1,1 milyon kadın “sosyal rezerv” olarak tanımlanırken; bu devasa atıl insan kaynağının bakım yükü veya güvencesizlik nedeniyle ekonomiye kazandırılamadığı vurgulanıyor.

Exit mobile version