Röportajda en dikkat çeken başlıklardan biri Gazze’nin geleceği oldu. ABD ve İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılması talepleri ve İsrail’in caydırıcılığı üzerine sorulan soruları yanıtlayan Fidan, “Uluslararası İstikrar Gücü” (ISF) kurulması önerisini gündeme getirdi.
Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’nin barış sürecine katılımına itiraz etmesine rağmen, Türkiye’nin arabuluculuk grubunun çekirdek bir üyesi olduğunu hatırlattı. Fidan, Gazze’de olası bir askeri misyon için şu ifadeleri kullandı:
“Eğer bu mekanizma (Uluslararası İstikrar Gücü) uygulanabilirse, her iki tarafın da birbirine saldırmamasını garanti altına alacaktır. Bize sorulursa, ISF’ye askeri birlik sağlamaya hazırız.”
İsrail ile ilişkilerdeki kopuşun yapısal olup olmadığı sorusuna ise Fidan, “Ticaretin kesilmesi, savaş devam ettiği ve insani yardıma izin verilmediği sürece geçerlidir. Sorunumuz İsrail devletiyle değil, İsrail’in bölgedeki, özellikle Filistinlilere yönelik politikalarıyladır” yanıtını verdi.
Suriye’deki gelişmeler ve ABD’nin bölgedeki varlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Şam yönetimi ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasındaki IŞİD tutuklularının transferine yönelik ateşkesi desteklediklerini belirtti. Ancak Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygılarını ve kırmızı çizgilerini hatırlatan Fidan, SDG’nin PKK’nın bir uzantısı olduğunu yineledi.
Fidan, SDG bünyesinde sadece Kürt unsurların değil, Türkiye’ye karşı faaliyet gösteren Türk sol örgütlerinin de barındığını ifade ederek şunları söyledi:
“Suriye’de iki ordu görmek istemiyoruz. Tek bir otoriteye bağlı tek bir ordu olmalı. Polis gücü ve diğer unsurlar Şam ile SDG arasında düzenlenebilir ancak SDG’nin silahlı bir güç olarak kalması kabul edilemez. Biz bu silahların gitmesini istiyoruz.”
