Avokadonun Türkiye yolculuğu, 55 yıl önce Kaliforniya’dan getirilen dört temel cinsle başladı. “Fuerte”, “Hass”, “Bacon” ve “Zutano” tipi fidanlar, BATEM’in Muratpaşa’daki arazilerinde toprakla buluşturularak yerel iklim koşullarına göre rehabilite edildi. 1989 yılında Serik’te kurulan dev deneme parselinde 38 farklı çeşit üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, Türkiye’nin Milli Çeşit Listesi’ne dahil edilen tescilli türler ortaya çıktı.
2004 yılında Türkiye genelinde yalnızca 700 dekarlık bir alanda 400 ton üretilen bu tropikal meyve, geçen 20 yıllık süreçte inanılmaz bir ivme yakaladı. Günümüzde üretim miktarı 65 bin tona ulaşırken, bu rekoltenin 35 bin tondan fazlası tek başına Antalya tarafından karşılanıyor. Akdeniz sahil şeridinden başlayarak Mersin, Muğla ve İzmir’in bazı bölgelerine yayılan üretim alanları, Türkiye’yi ithalatçı konumdan ihracatçı pozisyonuna taşımaya hazırlanıyor.
BATEM Müdürü Doç. Dr. Abdullah Ünlü, avokadonun sadece bir meyve değil, stratejik bir hammadde olduğunu vurguluyor. Doymamış yağ asitleri bakımından zengin olan bu meyve, özellikle kozmetik sanayisinde yağ formunda, mutfaklarda ise püre ve salata şeklinde yoğun ilgi görüyor. Diyet listelerinin vazgeçilmezi olan avokado, halkın bilinçlenmesiyle birlikte artık sofraların ana kalemlerinden biri oldu.
Enstitü, avokadonun tezgahlarda kalma süresini artırmak için Ar-Ge çalışmalarına hız verdi. Amerika’dan getirilen “Gwen” ve “Sir Prize” adlı yeni türlerin adaptasyon süreci başarıyla devam ediyor. Bu yeni çeşitlerin piyasaya sürülmesiyle birlikte, avokadonun eylül ayından başlayarak mart ayına kadar pazar tezgahlarında taze olarak bulunması hedefleniyor.
