Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının muhalefet tabanında bir enerji yarattığını ve CHP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde bu rüzgarı oya dönüştürdüğünü belirten Sert, ancak bu enerjinin sürekliliğinin bir sınırı olduğunu vurguladı.
Seçim sonucunu belirleyecek unsurları değerlendiren Sert, yazısında şu ifadelere yer verdi: “Nasıl ki sadece iktidara duyulan tepki ve ekonomik kriz 2023 seçimlerinde sonucu değiştirmedi ise sadece İmamoğlu mağduriyeti de muhalefetin ipi göğüslemesi için yeterli olmayacaktır. Günün sonunda iktidar da başta dış politika performansı olmak üzere 2023 seçimleri öncesinde olduğu gibi seçimleri kazanmak için bir oyun planına sahip. İster seçim ekonomisi ister kimlik siyaseti denilsin Erdoğan’ın seçmenin psikolojisini yakalama konusundaki performansının bu seçimde de benzer şekilde gerçekleşeceğini öngörmek zor değil.”
İmamoğlu’nun cezaevinde olmasına rağmen hala muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı adayı profilini çizdiğini belirten Sert, toplumun başka bir ismi aday olarak görmekte zorlandığını aktardı. Buna rağmen iktidarın siyasi ve ekonomik maliyetleri göze alarak uyguladığı stratejinin işlediğini belirten yazar, “İktidar kendisi açısından en önemli adayı yüksek siyasal ve ekonomik maliyetle olsa da yarış dışı bırakmış görünüyor. Eğer çok beklenmedik gelişmeler olmazsa siyasal mühendislik işliyor ve amaç hasıl olmuş durumda” değerlendirmesini yaptı.
Seçmenin her gün İmamoğlu davasını konuşmasını beklemenin gerçekçi olmadığını ifade eden Osman Sert, toplumun açtığı bu kredinin siyasi söylem, icraat planları ve güçlü kadrolarla doldurulması gerektiğini kaydetti.
Sert, seçimi kazanabilmesi için ana muhalefetin atması gereken adımları şu sözlerle özetledi: “İmamoğlu davasının siyasi aktör haritasını değiştirecek şekilde bitmeyeceği beklentisinden hareketle, muhalefeti geçen yıldan daha zor bir yıl bekliyor. Davaya dair tartışmalar, muhtemelen azalan bir ivme ile devam edecek. CHP’nin ise başta dış politika gibi zayıf olduğu başlıklarda ülkeyi yönetebileceğine dair algıyı oluşturması gerekiyor.”
