Eroğlu ifadesinde, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından ailenin valiliğe geldiği süreçte, dönemin vali tarafından kendisine kapalı bir zarf verildiğini ve bu zarfın Ankara’ya gönderilmesinin istendiğini söyledi. Zarfın içeriğini o an bilmediğini savunan Eroğlu, daha sonra zarfın içinde Gülistan Doku’ya ait bir SIM kart bulunduğunu öğrendiğini anlattı.
Şüpheli, zarfı telefonunda ‘Sosyal Medya Gürkan’ olarak kayıtlı kişiye gönderdiğini, bu kişinin daha sonra adının Gökhan Ertok olduğunu öğrendiğini ifade etti. SIM kartın otobüsle Ankara’ya gönderildiğini belirten Eroğlu, ardından yine otobüsle geri gelen dosyayı teslim alarak doğrudan valiye götürdüğünü söyledi.
Eroğlu, Gökhan Ertok’un kendisine iki ayrı konum gönderdiğini, bu konumların Gülistan Doku’nun telefonundan alınan son sinyal bilgileri olduğunu aktardığını belirtti. Bu talimat üzerine koruma ekibinden polislerle birlikte söz konusu bölgelere gittiklerini anlatan Eroğlu, konumların: Öğretmenevi çevresi, Uzunçayır Barajı yakınları olduğunu söyledi.
Eroğlu, Gökhan Ertok’a farklı tarihlerde para gönderdiğini de doğruladı. Bu transferlerin vali talimatıyla yapıldığını savunan Eroğlu, gönderilen paraların sosyal medya çalışmaları ve teknik destek karşılığı ‘harçlık’ olarak verildiğini ifade etti. Parayı kendi hesabından gönderdiğini, ardından nakit olarak valilikten geri aldığını da sözlerine ekledi.
Daraltılmış baz kayıtlarında Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğuna ilişkin tespitler de Eroğlu’na soruldu. Eroğlu, söz konusu bölgeye gitmişse bunun yalnız değil, resmi program kapsamında vali ve koruma ekibiyle birlikte gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdü. Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş ile aynı bölgede bulunduğu iddiasınıysa kesin bir dille reddetti. Eroğlu ifadesinin sonunda, “Ben tüm bildiklerimi samimi şekilde anlattım, kimseden korkum yok” dedi.