Karar, özellikle miras veya satın alma yoluyla edinilen birden fazla hissedarın bulunduğu taşınmazlarda yaşanabilecek anlaşmazlıklar açısından önem taşıyor. Kamuoyunda “şufa hakkı” olarak bilinen ön alım hakkı, taşınmazın bir paydaş tarafından üçüncü kişiye satılması ve diğer paydaşların dava açması halinde gündeme geliyor.
GİB’den on binlerce tapu sahibine “5 gün” uyarısı: Tebligatlar adrese gitti! Geriye dönük 5 yıl mercek altında
Yargıtay kararı hatırlatıyor: “Yasal önalım hakkı, taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan özel hukuk nitelikli bir kısıtlamasıdır. Bu hak, paydaşın payını üçüncü kişiye satması ve diğer paydaşların bu hakkı dava yoluyla kullanması halinde ortaya çıkar.”
Paylı mülkiyette bir hissedarın payını üçüncü kişiye satması durumunda, diğer paydaşlar belirli şartlar altında öncelikli satın alma hakkını kullanabiliyor.
Uyuşmazlıkta, ortak tapulu bir tarlada hissedarlardan biri payını sattı. Satış sonrası diğer paydaş, ön alım hakkını kullanmak için dava açtı. Satış yapan pay sahibi ise tarlada fiili taksim bulunduğunu, payının sınırlarının belirli olduğunu savundu. İlk derece mahkemesi bu savunmayı dikkate alarak davayı reddetti.
Dosya, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine Yargıtay’a taşındı. Bilirkişi raporu, tarlanın boş ve ekilmemiş olduğunu, sınır çizgileri veya belirli hatlarla ayrılmış bölümler bulunmadığını tespit etti.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararında, fiili taksim bulunmayan taşınmazlarda ön alım hakkının geçerli olacağını vurguladı. Kararda şu ifadelere yer verildi:
