Türkiye gündemine oturan hukuki süreç, İçişleri Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde İdari Hizmetler Şube Müdürlüğünde “şef” kadrosunda görev yapan bir memurun, şube müdürlüğü için açılan görevde yükselme sınavına girmesiyle başladı. Kariyer basamaklarını liyakatle tırmanmak isteyen aday, zorlu yazılı sınavda kusursuz bir performans sergileyerek 100 tam puan aldı ve listelerin zirvesine yerleşti. Ancak adayın bu üstün başarısı sözlü sınav aşamasında adeta yok sayıldı. 19 Temmuz 2018 tarihinde gerçekleştirilen ve sonuçları 17 Kasım 2018’de bakanlığın resmi internet sitesi üzerinden duyurulan mülakatta adaya yalnızca 62 puan verildi. Sözlü sınavda başarılı sayılmak için gereken 70 puan barajının altında bırakılan memur, yaptığı kurum içi itirazlardan da sonuç alamayınca hakkını aramak üzere konuyu Türk adaletine taşıdı.
Mağdur adayın başvurusunu detaylı bir şekilde inceleyen Danıştay 2. Dairesi, 10 Kasım 2025 tarihinde (Esas No: 2019/212, Karar No: 2025/4988) oybirliğiyle aldığı kararda mülakat sistemindeki yapısal sorunlara neşter vurdu. İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik’in sözlü sınav kriterlerini düzenleyen 16/A maddesini mercek altına alan mahkeme heyeti, adayların bilgi düzeyi, kavrama ve ifade yeteneği, liyakat, temsil kabiliyeti, özgüven ve genel kültür gibi pek çok farklı değişkene göre değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Mahkeme, kamu hizmetlerinin ehil kadrolar tarafından yürütülmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu, bu nedenle kariyer ve liyakat ilkelerinin sözlü sınavlarda da tavizsiz bir şekilde uygulanması gerektiğini belirtti.
Danıştay kararının en can alıcı noktalarından birini, sözlü sınav komisyonunun işleyişindeki hukuka aykırılıkların tespit edildiği bölüm oluşturdu. Yüksek mahkeme, idarenin yaptığı mülakatın yargısal denetime olanak tanımayacak kadar subjektif olduğunu belirterek sınavı iptal etti. Kararın gerekçesinde, sınav sürecini sakatlayan eksiklikler şu şekilde sıralandı:
Sınavda sorulacak soruların komisyon tarafından önceden hazırlanıp tutanağa bağlanmaması.
Adaylara yöneltilen soruların ve verilen cevapların kayıt altına alınmaması.
Sınav kurulu üyelerinin adaya verdikleri puanların ayrı ayrı, şeffaf bir şekilde gerekçelendirilerek gösterilmemesi.
Değerlendirme sürecinin tamamen komisyonun subjektif takdirine bırakılarak, işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesinin imkansız hale getirilmesi.
