Ancak bu anlaşma, ABD’nin “ulusal güvenlik” (Yasanın 232. Maddesi) gerekçesiyle uyguladığı yüksek sektörel vergileri tam olarak çözüme kavuşturmadı. Bloomberg’in güncel haberiyle teyit ettiği bilgilere göre, AB menşeli çelik ve alüminyum ihracatı halen %50’lik ağır bir tarife ile karşı karşıya. Parlamento üyesi Bernd Lange, ABD’nin eklediği bu maddenin şantaj olduğunu dile getirmiş ve oldukça sert eleştirilerde bulunarak anlaşmayı adeta yerden yere vurmuştu.
Brüksel, bu durumun Ağustos ayında anlaşılan %15’lik tavan tarife anlaşmasının “içini boşaltmasından” ve anlamsız kılmasından ciddi şekilde endişe duyuyor.
Konuya aşina kaynaklara göre, AB’nin henüz ABD ile paylaşmadığı yeni eylem planı, bu sorunu çözmek için somut adımlar içeriyor. Planın en kritik maddesi, %50’lik tarifeye maruz kalan çelik ve alüminyum için bir “kota sistemi” (trq) kurulmasını öneriyor. Bu sistemle, belirli miktardaki AB metal ihracatının ABD pazarına daha düşük gümrük vergileriyle girmesi hedefleniyor.
Plan, bu ana sorunun yanı sıra beş alana daha odaklanıyor. AB, şarap ve alkollü içkiler gibi ek ürünler için de tarife indirimi talep ediyor. Ayrıca standartlar, dijital ticaret ve teknik engeller gibi pürüzlerin giderilmesi için bir diyalog kurulmasını istiyor.
AB-ABD Ticaret Anlaşması’nda gizli madde bir “şantaj” mı?
Planın bir diğer önemli ayağını ise “ekonomik güvenlik çalışma grubu” kurulması teklifi oluşturuyor. Bu aciliyetin arkasında, ABD’nin “ulusal güvenlik” istisnasını kullanarak yeni sektörlere yönelik soruşturmalar başlatma tehdidi yatıyor.
Otomotiv sektörü anlaşmayla korunmuş olsa da, özellikle Alman makine sanayisi, endüstriyel robotlar ve rüzgar türbinleri gibi alanlar yeni bir soruşturma dalgasıyla karşı karşıya. Kurulması önerilen çalışma grubu sayesinde yatırım denetimi, ihracat kontrolleri, tedarik ve kritik ham madde temini gibi konulara odaklanarak bu tehditleri öngörmeyi ve engellemeyi amaçlayacak.
