Araştırmaya göre, özellikle sebze ve meyve fiyatlarındaki sert yükseliş dar gelirli vatandaşların bütçesini zorluyor. Martta sebze fiyatları yüzde 19,8, meyve fiyatları ise yüzde 12,7 oranında arttı. Aynı dönemde et ve balık grubunda yüzde 11,2, süt ve süt ürünlerinde ise yüzde 3,8’lik artış yaşandı. Bu tablo, vatandaşın gıda harcamaları için daha fazla kaynak ayırmak zorunda kaldığını, bunun da eğitim, sağlık ve barınma gibi diğer temel ihtiyaçlardan kısmayla mümkün olabildiğini gösteriyor.
Birleşik Kamu-İş’in verileri, gıda fiyatlarının Haziran 2020’den bu yana aralıksız şekilde arttığını ortaya koyuyor. Bu 58 aylık dönemde gıda fiyatları tam 16 katına çıktı. Eylül 2021’den bu yana yaşanan gıda fiyatlarındaki artış yüzde 1.165’e ulaştı. Aynı dönemde kamu çalışanlarının maaşları ise yüzde 881,5 oranında artış gösterdi.
Rapora göre mart ayındaki veriler, hükümetin verdiği toplu sözleşme zammının da kısa sürede etkisini yitirdiğini gözler önüne serdi:
Yıllık ortalamalara bakıldığında da tablo çarpıcı: Mart 2024 ile Mart 2025 arasında ortalama gıda fiyatları yüzde 68,3 oranında arttı. Özellikle sebze fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 179,7’yi bulurken, meyve fiyatları da yüzde 123,8 oranında yükseldi. Bu oranlar, TÜİK verileriyle kıyaslandığında halkın hissettiği gerçek enflasyonun resmi rakamların çok üzerinde olduğunu gösteriyor.
Birleşik Kamu-İş’in Mart 2025 “Halkın Enflasyonu” raporu, yüksek enflasyon ortamında sabit gelirli vatandaşların yaşam mücadelesini gözler önüne sererken, kalıcı çözümler üretilmemesi halinde sosyal adaletsizliklerin daha da derinleşeceğine dikkat çekiyor.
