Dünya Gazetesi yazarı Kerim Ülker’in köşe yazısında belirttiği gibi, Çin’in otomotiv sektöründeki hızlı yükselişi, küresel markaları mali zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, Avrupa’nın önde gelen otomotiv devlerini de zorlarken, maliyetleri düşürme ve kapasite azaltma gibi adımlar atılmasına neden oluyor.
Mercedes-Benz, 2027 yılına kadar yaklaşık 5 milyar euro tasarruf etmeyi planlıyor. Ancak bu tasarruf, ne yazık ki yaklaşık 20 bin çalışanın işini kaybetmesiyle sonuçlanacak. Bir diğer Alman devi Volkswagen de 2030 yılına kadar 35 bin kişiyi işten çıkarma ve kapasite azaltma kararı aldığını duyurdu. Bu durum, Avrupa otomotiv sektöründeki daralmanın boyutunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Avrupa’da yaşanan bu zorlu süreç, Çinli otomotiv şirketlerinin üretim hacmini ve yerlerini artırması için bir fırsat yaratıyor. Türkiye de bu yeni üretim merkezlerinden biri haline geliyor. Temmuz ayında, Çinli otomotiv devi BYD ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında, Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolar değerinde yatırım yapılmasını öngören bir anlaşma imzalandı.
Alman şirketi Farhym’ın Türkiye’deki üretim tesislerini yerli bir firmaya devretmesi, yerli yatırımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu gelişme, hem Türkiye’nin kendi üretim gücünü artırması hem de olası küresel krizlere karşı daha dirençli hale gelmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
