Brüksel, Türkiye’nin 117 milyar dolarlık ihracatına darbe vuracak ‘yeni politikası’na gelen eleştiri sonrası Ankara ile diplomasiyi artırdı. AB Genişleme Komiseri Kos, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Dışişleri Bakanı Fidan ve Ticaret Bakanı Bolat’la görüştü. Ankara ‘Somut ilerleme ihtiyacı var’ mesajı verdi. Yapılan ortak açıklamada ise ‘Gümrük Birliği güncellenmesi çalışmalarının hız kazanması için mutabakat sağlandığı’ duyuruldu. Kararın iki tarafın rekabet gücünü, ekonomik güvenliğini destekleyeceği belirtilirken Avrupa Yatırım Bankası da Türkiye’deki faaliyetlerine yeniden başladı.
PanoramaTR’nin Ocak 2026 araştırması, Türkiye’de dış politika algısında yön değişimine işaret etti. Buna göre, katılımcıların yüzde 26’sı Türkiye’nin dış politikada Türk Dünyası ile yakın ilişki kurması gerektiğini söylerken, bu tercihte Avrupa Birliği yüzde 21’de kaldı. AB’ye destekte son bir yılda 8 puanlık düşüş olması dikkat çekti. Üçüncü sırada ise yüzde 20 ile İslam Dünyası yer aldı.
Avrupa Birliği üç kritik hamle ile Türkiye’yi köşeye sıkıştırdı. Made in Europe hamlesiyle 30 milyar dolarlık otomotiv ve yan sanayi pazarında ihracat riski ortaya çıkmışken şimdi de Hindistan hamlesi ile AB’ye yapılan 117 milyar dolarlık ihracat sıkıntıya girdi. Bir diğer darbe de Güney Amerika ülkelerini kapsayan MERCOSUR ticaret anlaşmasıyla geldi. Bu üç imza Türkiye’de Gümrük Birliği’ni de işlevsiz hale getirdi. Ülkeye dışarıdan düşük ya da sıfır gümrükle yabancı ürün girişlerinin önü açıldı
Küresel ticaret sistemi yeniden belirlenirken, Türkiye kurulan oyunun dışında kalıyor. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği, Türkiye’ye olan bağımlılığını bitirmek için attığı üç önemli adımla milyarlarca dolarlık ticaret riski yarattı. İlk adımda Made in Euro ile elektrikli otomobillerde yerlilik payını yüzde 70’e çıkaran karar, 30 milyar dolarlık Türk otomotiv ihracatını tehlikeye attı. Şimdi de AB-Hindistan serbest ticaret anlaşması ve AB-Güney Amerika ülkeleri arasında imzalanan MERCOSUR anlaşmaları 120 milyar dolarlık ihracat gelirini riske soktu. Başta otomotiv, makina, ilaç ve kimya olmak üzere dolaylı ve dolaysız tüm sektörleri etkileyen bu kararlar, sanayicinin ve üretenin isyanına neden oldu. Türkiye ile Avrupa arasında imzalanan Gümrük Birliği anlaşması, AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına otomatik uyum yükümlülüğü getiriyor. Bu nedenle Hindistan’la yapılan anlaşma milyarlarca dolarlık Hint ve Güney Amerika malının da sıfır ya da düşük gümrükle Türk pazarına girmesinin de kapısını açıyor. Türkiye ise bu hakka sahip değil. Bu da ülkede yerli üretimi bitirecek bir başka sorun olarak dile getiriliyor.
Türkiye’nin en büyük sorununun cari açık olduğunu dile getiren uzmanlar, bu yeni imzalarla ithalat baskısının artacağını ve ihracatta rekabet gücünün zayıflayacağını söyledi. Uzmanlar imzaların Türk ekonomisine vereceği riskleri ise “Makroekonomik açıdan bakıldığında, söz konusu anlaşmaların Türkiye üzerinde üç temel etkisi öne çıkacak. Bunlardan biri ihracat baskısının artması. Düşük maliyetli Hint ve Güney Amerika ürünlerinin Türkiye pazarına girişi, yerli üreticiler üzerinde fiyat baskısı yaratacak. Bir diğer olumsuz etki ihracat rekabet gücünün zayıflamasıyla kendini gösterecek. Türk ihracatçıları, AB pazarında hem kalite hem de maliyet açısından daha agresif rakiplerle karşı karşıya kalacak. Bu iki durum ise cari açığı artıracak. İthalat artışı ve ihracatın göreli yavaşlaması, Türkiye’nin yapısal cari açık sorununu derinleştirecek” şeklinde sıraladı. Uzmanlara göre sektör bazında en fazla tekstil, hazır giyim ve otomotivde yan sanayi ile KOBİ’ler bu yeni durumdan etkilenecek. Bu alanlarda küçülmeler ve iflasların önlem alınmadığı taktirde şaşırtıcı olmayacağı da dile getiriliyor. Hindistan, tekstil ve hazır giyim sektöründe ölçek ve maliyet avantajına sahip. AB pazarında Hint ürünlerinin payının artması, Türkiye’nin bu alandaki geleneksel rekabet gücünü zayıflatacak.
