Yorgan, Türklerin göçebe yaşam kültürünün bir parçası olarak Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan köklü bir geçmişe sahip. Uygur Yazıtları’nda “Yourgan” olarak geçen ve zamanla Anadolu’da geleneksel bir zanaata dönüşen yorgan yapımı, el işçiliği ve estetik unsurlarla şekillenen özel bir sanat dalı hâline geldi. Doğanın renklerinden ve çiçek motiflerinden ilham alan yorgan ustaları, pamuk, yün ve saten kumaşlar kullanarak sanat eseri niteliğinde ürünler ortaya koyuyor.
Bir zamanlar çeyiz sandıklarının en değerli parçalarından biri olan el yapımı yorganlar, günümüzde fabrikasyon üretimlerin gölgesinde kalıyor. Elyaf ve silikon dolgulu uyku setleri, nevresim takımları ve endüstriyel üretim yorganlar, geleneksel el emeğiyle yapılan yorganların yerini almaya başladı. Ancak, el işçiliğinin sunduğu kalite ve doğal malzemelerin sağladığı konfor nedeniyle hâlâ el yapımı yorganları tercih edenler de bulunuyor.
Bursa’daki 12 geleneksel yorgancıdan biri olan Hikmet Çubukçu, yorgancılık mesleğini babasından öğrenmiş ve çocukluk yıllarından bu yana sürdürüyor. Küçük yaşta mesleğe adım atan ve yalnızca askerlik döneminde 2 yıl ara veren Çubukçu, el işçiliğiyle yorgan dikmeye devam ediyor. Pamuğu hallaç edip temizledikten sonra çarşafa doldurup diken, ardından geleneksel yöntemlerle döven Çubukçu, her yorgana özenle motif işliyor.
Sipariş usulü çalıştığını belirten usta yorgancı, el emeğiyle hazırladığı yorganları tek kişilik 1.500 TL, çift kişilik ise 3.000 TL’den satıyor. Ancak çırak yetiştirememekten şikâyetçi olan Çubukçu, mesleğin geleceğinden endişeli olduğunu dile getirdi.
