Tanrıkulu, önergesinde kredi kartlarının bir ödeme aracından çıkarak “geçim aracı”na dönüştüğünü vurguladı. Gıda, kira, enerji, sağlık ve eğitim gibi zorunlu harcamaların kredi kartlarıyla karşılanmasının hane halklarını kalıcı bir borç döngüsüne sürüklediğini belirten Tanrıkulu, yüksek faizler ve icra süreçlerinin insan onuruna aykırı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Tanrıkulu, yüksek enflasyon, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve reel ücretlerdeki erime nedeniyle milyonlarca yurttaşın kredi kartı borçlarına mahkûm edildiğini kaydetti. Özellikle dar gelirli yurttaşlar, emekliler, asgari ücretliler, işsizler, kadınlar ve tek ebeveynli ailelerin borçluluk yükünden en fazla etkilenen kesimler olduğunu vurguladı.
Kadınlar açısından kredi kartı borçlarının ekonomik bağımlılığı artırdığını, aile içi gerilimleri derinleştirdiğini ve ekonomik şiddet riskini büyüttüğünü belirten Tanrıkulu, bankaların agresif tahsilat yöntemlerinin psikolojik baskı yarattığını dile getirdi.
Tanrıkulu, önergesinde Bakan Şimşek’e şu soruları yöneltti:
Tanrıkulu ayrıca, gecikme faizleri ve asgari ödeme oranlarının borçtan çıkışı fiilen imkânsız hale getirdiği yönündeki eleştirileri gündeme getirerek, temel ihtiyaç harcamalarından kaynaklanan kredi kartı borçlarının faizsiz ya da düşük faizli şekilde yapılandırılmasına yönelik bir çalışma olup olmadığını sordu.
Borçluluğun bir insan hakları sorununa dönüştüğünü ifade eden Tanrıkulu, yurttaşların insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilmesi için bütüncül bir borç hafifletme politikasının hayata geçirilip geçirilmeyeceğinin açıklanmasını talep etti.
