Fitch’ten Türkiye’ye enflasyon uyarısı: Para politikası tek başına yetmez

Fitch’ten Türkiye’ye enflasyon uyarısı: Para politikası tek başına yetmez

Morales, “Enflasyona yönelik riskler değerlendirmemizi etkileyen ana faktörlerden biri. Ancak enflasyondaki düşüş sürüyor ve daha da düşmesini bekliyoruz. Türkiye için bu yıl sonu enflasyonun yüzde 23, 2026 sonunda ise yüzde 18 seviyesinde olacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

Morales, enflasyonun yalnızca para politikasıyla kontrol altına alınamayacağını vurgulayarak, maliye ve gelir politikalarının da sürece katkı sağlaması gerektiğine işaret etti. “Tüm politikalar uyum içinde olmalı. Ayrıca bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 4,8’inden yüzde 3 seviyesine düşürülmesine yönelik taahhüt de dezenflasyon sürecini destekleyecektir.” ifadelerini kullandı.

Fitch’in yılın ikinci değerlendirmesi için iki ana faktöre odaklanacağını belirten Morales, bunları dezenflasyon sürecinin seyri ve para, maliye ve gelir politikalarının enflasyon kontrolüne yönelik tutarlılığı olarak sıraladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gevşeme sürecini başlatmasına rağmen sıkı para politikasına bağlı kalacağını öngören Morales, 2025 yıl sonunda politika faizinin yüzde 28, 2026 sonunda ise yüzde 21 seviyesine inmesini beklediklerini söyledi.

Türkiye’nin uluslararası rezervlerinde gözlenen iyileşmeye de değinen Morales, “Geçen yıl uluslararası rezervlerdeki artış beklenenden daha güçlüydü. Ancak dış rezervlerin daha da güçlendirilmesi önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

Morales, Türkiye’nin mevcut politikalarını sürdürmesi halinde portföy yatırımlarının artmasını beklediklerini ifade etti. Ancak doğrudan yabancı yatırım (FDI) süreçlerinin daha karmaşık olduğunu belirterek, “Makro çevre önemli bir rol oynasa da kurumsal kaygılar gibi daha geniş faktörler de yatırım kararlarını etkiler. FDI, uzun vadeli bir taahhüt gerektirir ve yatırımcıların güven kazanması zaman alabilir.” dedi.

Türkiye’nin yeniden “yatırım yapılabilir” seviyeye ulaşabilmesi için enflasyonun düşürülmesi ve ekonomi politikalarının öngörülebilirliğinin artırılması gerektiğini belirten Morales, “Makroekonomik istikrarı tutarlı bir şekilde sağlamak, nihayetinde yatırım derecesine ulaşmanın anahtar faktörü.” ifadelerini kullandı.

Exit mobile version