Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün ve İran ham petrol ihracatının yüzde 90’ının sevk edildiği Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanma noktasına gelmesi, küresel tedarik zincirinde derin bir çatlak yarattı. Başkan Trump’ın, “Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmeye başladık” şeklindeki çıkışı, bölgede askeri tırmanışın bir üst safhaya geçeceği beklentisini güçlendirerek spekülatif baskıyı artırdı.
Krizin coğrafi sınırları, Yemen’in sürece dahil olmasıyla birlikte Kızıldeniz’in güney kapısı olan Babülmendep Boğazı’nı da içine alacak şekilde genişledi. Dünya ticaretinin can damarlarından biri olan bu bölgenin de güvenlik riski altına girmesi, gemilerin rotalarını değiştirmesine ve navlun maliyetlerinin katlanmasına neden oluyor.
NTV’nin haberine göre, krizin etkileri sadece fiyatlarla sınırlı kalmıyor; fiziksel arzda yaşanan aksamalar reel ekonomiyi vurmaya başladı.
Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi ABD müttefiki olan Asya-Pasifik ülkeleri, petrol akışının kesilmesiyle birlikte ciddi yakıt kıtlığıyla mücadele ediyor.
Boğazdan geçişlerin büyük oranda durmasına rağmen, bazı tankerlerin halen İran koruması altında seyrettiği gözleniyor. Ancak bu istisna, küresel piyasalardaki arz açığını kapatmaya yetmiyor.
Enerji analistleri, olası bir kara harekatının petrol fiyatlarında 130-140 dolar bandını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen devre dışı kalması durumunda, günlük milyonlarca varillik arz kaybının küresel bir enflasyon şokuna dönüşmesinden endişe ediliyor.
