Bu değerin dolar/TL kuruna bölünerek dolar bazlı GSYH’nin elde edildiğini belirten Eğilmez, yıllardır kurun baskılanarak GSYH’nin daha yüksek gösterilmeye çalışıldığını ileri sürdü. Enflasyon yükselirken kurun sabit tutulması durumunda, GSYH’nin dolar bazında daha büyük görüneceğine dikkat çeken Eğilmez, enflasyonun hızlı düşürülmemesinin de bu stratejinin bir parçası olduğunu ifade etti.
Eğilmez, enflasyon hesaplamalarında da benzer bir yaklaşımın benimsendiğini belirtti. TÜFE sepetindeki yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarının yılın belirli dönemlerine yoğunlaştırıldığını kaydeden ekonomist, 2025 yılı ocak ayında memur ve emekli maaşlarına yapılan zamların enflasyonun gerisinde kaldığını ancak aynı dönemde elektrik, doğal gaz, akaryakıt, alkol ve tütün ürünlerine yüksek oranlı zam yapıldığını hatırlattı.
Bu tür uygulamaları “dere yatağını değiştirip tarlayı sulamak” benzetmesiyle anlatan Eğilmez, kısa vadede olumlu gibi görünen bu adımların uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
“Enflasyonu böyle ayarlamak dere yatağını değiştirip tarlayı sulamak gibi bir şey. İlk başta zararı yokmuş gibi hatta tarlayı bedavadan sulamaya yaradığı için yararlıymış gibi görünür. Ne var ki yağışların arttığı dönemde dere taşıp, tarlayı su bastığında zararı ortaya çıkar.
Vergi, harç ve cezaların yeniden değerleme oranına (YDO) göre yüzde 44 artırıldığını vurgulayan Eğilmez, bu zamların yılın geneline yayılmak yerine ocak ayında yoğunlaştırılarak yıllık enflasyonun düşük gösterilmeye çalışıldığını dile getirdi.
İllüzyon hoş bir sanattır, insanı şaşırtır, işin büyüsünü anlamak çok da kolay değildir. Ama insan gerçeği bir kez gördüğünde illüzyon bütün esprisini kaybeder.
Ekonomide durum biraz daha farklıdır. Sahnedeki illüzyonla izleyicileri kandırmak söz konusudur, ekonomideki illüzyonla sonuçta kendimizi kandırmış oluruz.”
