Değerli Metaller Sahnelendi: Platin %10 Yükselişle Zirvede!
Geçtiğimiz hafta hisse senedi ve kahve piyasalarındaki can sıkıcı seyre karşın, altın, gümüş ve platinin tamamı pozitif bir performans sergiledi. Özellikle platin, son dönemde altının performansına ayak uyduramamışken, geçen hafta gösterdiği %10’luk yükselişle tüm değerli metaller arasında en iyi performansı veren oldu ve haftayı zirvede kapattı. Altının ve gümüşün de belirgin şekilde yukarı yönlü hareket etmesi, bu ürünlerde yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği sinyallerini veriyor.
Merkez Bankaları Altın İstifliyor: Rusya-Ukrayna Savaşı Dönüm Noktası Oldu
Değerli metallere yönelik bu ilginin temel sebeplerinden biri, merkez bankalarının artan altın rezervi hamleleri. Polonya Merkez Bankası’nın altın rezervini 509 tona çıkardığı ve toplam rezervinin %20’sini altın yaptığı açıklaması, İngiltere ve Portekiz gibi ülkelerden bile daha fazla rezerve sahip olduklarını belirtmeleri bu trendin önemli bir göstergesi. Türkiye’nin de 415 ton altınla Tayvan’ın hemen arkasında, önemli bir altın rezervine sahip ülkelerden biri olduğu biliniyor.
Uzmanlara göre, özellikle Rusya’nın finansal sistem dışına itilmesiyle başlayan süreç, merkez bankalarının rezervlerini daha güvenli limanlara taşıma isteğini artırdı. Bir gecede sistemin dışına atılma riskine karşı, ülkeler her zaman para edecek, fiziki bir rezerve olan altına yöneliyor. Kaynakta paylaşılan bir tablo da, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası merkez bankalarının altın alımlarında ciddi bir artış olduğunu net şekilde gösteriyor. Amerika 8100 tonla, Avrupa Euro Bölgesi topluca 10770 tonla başı çekerken, IMF, Rusya ve Çin de önemli miktarda altın tutuyor. Özellikle Çin’in açıkladığı 1948 tonun gerçekte çok daha üzerinde olduğu yönünde yaygın bir kanaat olduğu belirtiliyor.
Avrupa Merkez Bankası’ndan “Sistemik Risk” Uyarısı: Kağıt Altın Krizi Kapıda mı?
Geçen haftanın bir başka önemli gelişmesi ise Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) kendi web sitesinde yayınladığı, altındaki yükselişin bankacılık sistemine toplu ve büyük bir risk yaratıp yaratamayacağını inceleyen detaylı makaleydi. Bu makalenin ana temasının, altının yükselişi ve parasal sistemde yeniden önem kazanması (monetize olması) olduğu belirtiliyor. Makalede, bilançolarda inanılmaz şekilde yer tutan vadeli işlemler ve türev enstrümanlarla karşılığının fiziki olarak olmaması ve fiziki talebe doğru ani bir dönüş ihtimalinin sistemik büyük bir patlamayı, büyük bir sorunu yaratıp yaratmayacağı sorusuna yanıt arandığı aktarılıyor. ECB’nin, bu durumun ciddi sorunlar yaratabileceği yönünde tespitleri olduğu vurgulanıyor.
Bu durumun farkında olan Avrupa’nın, en azından kendi altın rezervlerini güçlendirme ve bilançolarını düzenleme çabasına girdiği, olası bir sistemik patlamaya olabildiğince fizikiyle yakalanıp büyük bir bankacılık dramı yaşamamak istediği şeklinde yorumlar yapılıyor. Kaynakta defalarca dile getirildiği belirtilen altın kontrat meselesinin ne kadar dramatik sorunlar içerdiği ve fiziki altının çok ötesinde kontrat açıldığı bilgisiyle birlikte, ECB makalesinin bu gerçeği bir kez daha gündeme getirdiği ifade ediliyor.
Bu sistemik sorunun boyutlarını gösteren bir başka gelişme ise, Avrupa Birliği bankacılık kanununun Basel III kurallarını uygulanmasını bir yıl daha ertelemesi oldu. 2011 yılından beri sürekli ertelenen Basel III kriterlerinin bir kez daha, 2026 Temmuz’a kadar ertelenmesi, bankacılık sisteminin bu fiziki kurallara uyma ihtimalinin ne kadar zor olduğunun bir göstergesi olarak sunuluyor.
Londra ve New York Seanslarında Fiyat Manipülasyonu İddiaları: Gerçek Fiyat 50.000 Dolar mı?
ECB makalesinin gündeme getirdiği önemli konulardan biri de, altın fiyatındaki gizli baskı ve manipülasyon iddiaları. Kaynağa göre, altının fiyatını 1975 yılından itibaren inceleyen bir analiz, üç değişik fiyatla karşı karşıya kalınabileceğini ortaya koyuyor.
