Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarının gayrimenkul hukuku ve vatandaşın mülkiyet güvenliği açısından bir dönüm noktası olduğunu belirten uzmanlar, uygulamanın mahkemelerdeki yığılmaları da büyük ölçüde eriteceği görüşünde birleşiyor. Yeni planın yasalaşması halinde adliyelerde yıllarca süren binlerce tapu iptal ve tescil davasının daha açılmadan önüne geçileceğini ifade eden Avukat Abdullah Güngör, sürecin hukuki zeminini değerlendirdi. Gayrimenkul alım satımının taraflar için çok ciddi bir stres kaynağı olduğuna dikkat çeken Güngör, avukatların sürece doğrudan dahil olmasının bu stresi ve belirsizliği sıfıra indireceğini vurguladı.
Tapu dairelerinde vatandaşların yaşadığı en büyük problemlerin başında finansal riskler ve hukuki bilgisizlikten kaynaklanan güven eksikliği geliyor. Yüklü miktardaki paranın güvenli transferi, alıcı ile satıcı arasındaki psikolojik gerilim, sahte para şüphesi ve özellikle mirasçısı olmayan mülkler üzerinden yapılan organize yolsuzluklar binlerce davanın temelini oluşturuyor. Avukat Abdullah Güngör, yasal temsil zorunluluğunun getireceği avantajları şu sözlerle özetledi: “Bu yeni planda avukatlar, meselenin davalık olmasında konuya sonradan dahil olmaktansa, en başında sürecin tam merkezinde yer alacaklar. Özellikle yüksek bütçeli satışlarda yaşanabilecek birçok sorun otomatik olarak bertaraf edilmiş olacak. Avukatlar bu süreçte bir nevi hukuki şahit veya bağımsız bir gözlemci misyonu üstlenecekler.”
Avukat Abdullah Güngör
Yeni yargı paketiyle gayrimenkul satışlarında sağlanacak temel hukuki avantajlar şunlar:
Gayrimenkul alım satımının sadece ticari bir işlem değil, aynı zamanda yüksek düzeyde hassasiyet barındıran bir konu olduğu biliniyor. “Mal canın yongasıdır” atasözünü hatırlatan Avukat Güngör, insanların hayatları boyunca yaptıkları birikimleri yatırdıkları veya çok değer verdikleri mülklerini devrettikleri bu kritik aşamada hukuktan bir an bile ayrılmamaları gerektiğinin altını çizdi. Dünyadaki gelişmiş hukuk sistemlerini örnek gösteren Güngör, tapu devrinde en az mağduriyetin yaşandığı ülkelerde avukat temsilinin katı bir şekilde uygulandığını belirtti.
Büyük Britanya (İngiltere, Galler, İskoçya) modeline dikkat çeken uzman isim Güngör konuyu şu sözlerle özetledi:
