Türk Telekom’un verdiği bilgiye göre sistem, sunucuların elektriksel olarak yalıtkan ve yüksek ısı iletkenliğine sahip özel sıvılar içinde çalıştırılması prensibine dayanıyor. Bu yapı sayesinde geleneksel hava soğutmalı altyapılara kıyasla çok daha yüksek ısı transferi sağlanırken, soğutma operasyonlarında ciddi ölçüde enerji tasarrufu elde ediliyor.
Şirket, bu yerli çözümün hava soğutmalı sistemlere göre 1.600 kata varan verimlilik sunduğunu, elektrik tüketiminde ise yüzde 80’e kadar tasarruf sağladığını belirtti. Aynı zamanda sistemin fiziksel alan kullanımını azaltarak aynı metrekarede daha fazla sunucu çalıştırılmasına imkân verdiği ifade edildi.
Türk Telekom’un açıklamasına göre SDSS, 2021 yılından bu yana Esenyurt Veri Merkezi’nde test ediliyordu. Dört yılı aşkın hazırlık ve doğrulama sürecinin ardından sistem, Ocak 2026’da canlı işletime geçirilerek Türkiye’de bu ölçekte kullanılan ilk uygulamalardan biri oldu.
Yeni sistemle birlikte veri merkezlerinde alışılmış hava kanalları, yükseltilmiş döşeme ve yüksek hacimli iklimlendirme altyapılarına duyulan ihtiyaç da önemli ölçüde azalıyor. Bu durum hem yatırım hem de işletme maliyetleri açısından dikkat çekici bir avantaj yaratıyor.
Ayrıca rutubet, korozyon, oksitlenme, titreşim ve akustik stres gibi unsurların ortadan kalktığı çalışma ortamının, donanım arıza oranlarında da iyileşme sağladığı kaydedildi. Türk Telekom, bu iyileşmenin bazı alanlarda iki kata kadar ulaşabildiğini bildirdi.
Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Evren, şirketin veri merkezlerinde yalnızca kapasite artıran değil, kapasiteyi en verimli ve sürdürülebilir biçimde yöneten teknolojilere odaklandığını belirtti.
Evren, Türk mühendisliğiyle geliştirilen sistemin şirketin sürdürülebilirlik hedefleri açısından da önemli bir eşik olduğunu vurgulayarak, yeni nesil teknolojilerin veri işleme yoğunluğunu artırdığını ve bunun veri merkezi mimarisinde yeni çözümleri zorunlu hale getirdiğini ifade etti.
Evren, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu:
