2024 yılında Türkiye’de kişi başına düşen medyan servet, reel olarak yüzde 20,9 oranında azaldı. UBS verilerine göre bu oran, tüm ülkeler içinde en yüksek düşüş anlamına geliyor. Ortalama servet açısından bakıldığında da tablo farklı değil: Nominal olarak yüksek artış gösteren servet düzeyi, enflasyonun etkisiyle reel bazda yüzde 14,6’lık bir küçülmeye işaret ediyor.
Rapor, Türkiye’de görülen bu çelişkiyi şöyle özetliyor: “Bir ülkede servet nominal olarak artarken reel bazda ciddi düşüşler yaşanabilir. Türkiye bu konuda çarpıcı bir örnek teşkil ediyor.”
Raporda Türkiye’deki servetin büyük bölümünün finansal olmayan varlıklardan, özellikle gayrimenkulden oluştuğu vurgulanıyor. Finansal varlıkların toplam servet içindeki payı üçte birin altında kalırken, bireysel borçluluk oranı düşük seviyelerde seyrediyor. Ancak yüksek enflasyon, bu varlıkların satın alma gücünü eritiyor. Türkiye bu yapısıyla, servet büyüklüğü ile yaşam standardı arasında en keskin farkın yaşandığı ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye aynı zamanda 0,73’lük Gini katsayısıyla, servet eşitsizliğinde de dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Bu oran, servetin büyük bölümünün toplumun küçük bir kesiminde toplandığını gösteriyor.
Bu eşitsiz tabloya rağmen Türkiye’deki dolar milyoneri sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. 2024 yılı boyunca dolar bazında serveti 1 milyonun üzerinde olan birey sayısı yüzde 8,4 oranında artarak yaklaşık 7 bin kişi daha bu sınıfa katıldı. Bu oran, UBS raporuna göre, dünya genelinde en yüksek artış oranı anlamına geliyor.
