Yabancı istikrar istiyor

Yabancı istikrar istiyor

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına kadar geçen süreç, içeride ve dışarıda güven erezyonu yarattı. Bunun üzerine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, en ufak güvensizlikte hızla kaçma eğiliminde olan yabancı yatırımcıyı geri çevirmek için ikna turlarına başladı. Önceki gün İngiliz finans devlerine sürecin normal olduğunu anlatmaya çalışan Mehmet Şimşek, dün de daha geniş kapsamlı yatırımcı topluluğuna ‘Programın arkasındayız işimizin başındayız’ mesajı verdi.

Citigroup ve Deutsche Bank’ın ev sahipliğinde telekonferansla düzenlenen toplantıya Kuzey Amerika, Birleşik Krallık, Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu’dan çok sayıda portföy ve doğrudan yabancı yatırımcı katıldı. Yatırımcılar bundan sonrası için neler yapılacağına ilişkin Şimşek ve Karahan’dan detaylı bilgi talep etti. Şimşek de ekonomiyle ilgili gerekli tüm önlemlerin alındığını bundan sonrasında da bu tür dalgalanmalara izin verilmeyeceğinin altını çizdi. Şimşek, yaşanan son gelişmelerin enflasyonda kalıcı hasara neden olmayacağını söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘sorun yok’ derken Morgan Stanley’den ‘sorun var’ mesajı geldi.

Morgan Stanley’in Hande Küçük ve Arnav Gupta’nın da aralarında bulunduğu analistleri, Türkiye’nin ülke borçlanmalarına yönelik duruşlarını azalttıklarını ve risk primindeki artış nedeniyle Türkiye için “beğen” duruşunu kaldırdıklarını bildirdiler. Opsiyonlar yoluyla carry trade’i sürdürürken, yatırımcılara “beklemelerini” tavsiye eden analistler, “Asimetrik faiz koridorunun daha yüksek belirsizliklere karşı bir tampon olmaya devam etmesini bekliyoruz” dediler.

Döviz baskılarının sınırlı kalması ve enflasyonist baskıların hafiflemeye başlaması halinde Merkez Bankası’nın haziran ayında faiz indirimlerine yeniden başlayabileceğini söyleyen Morgan Stanley, yılsonu enflasyonunu yüzde 29 ve yılsonu politika faizini yüzde 33,5 olarak öngördü. Morgan Stanley ayrıca, şimdiye kadar yaklaşık 20 milyar dolarlık offshore carry trade pozisyonunun çözüldüğünün tahmin edildiğini ve son gevşemeden önce 36,5 milyar dolarlık carry trade pozisyonu olduğunun öngörüldüğünü de belirtti.

ABD’nin en büyük yatırım bankası olan Bank of America (BofA) ise geçen hafta Türk piyasalarında yaşanan dalgalanmaların enflasyonist etkisinin şu ana kadar sınırlı olduğunu belirtti. Bank of America müşterilerine gönderdiği “Belirsizliğin dağılması muhtemel” başlıklı raporda, Türk ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Raporda, ülkede yerel döviz talebinin çok sınırlı olduğu ve döviz açığı bulunan şirketler tarafından talebin domine edildiği aktarıldı.

Türkiye’de ekonomi yönetiminin görevinin başında olduğu ve durumu kontrol altında tuttuğuna vurgu yapılan raporda, “Türkiye ziyaretinde görüştüğümüz politika yapıcılar istikrarı yeniden tesis etmek ve dezenflasyon programına devam etmek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıydı. Yaşananlara rağmen programa yönelik siyasi destek devam etmekte. İzlenimimiz, politika yapıcıların net yol haritalarına sahip oldukları ve piyasayı istikrara kavuşturmak için bazı adımlar attıkları yönünde. Siyasi belirsizlik şu andan itibaren beklediğimiz gibi dağılırsa, şokun enflasyonist etkisi sınırlı olacaktır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Türk Lirası Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satım işlemlerine başlamasıyla ilgili olarak, “TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemleriyle piyasalardaki oynaklığın azaltılması ve öngörülebilirliğin artırılması hedefleniyor” dedi. Şirketler döviz ihtiyaçlarını NDF sistemiyle karşılayarak riski de dağıtma imkanı buldu. İlk işlemlerde yaklaşık 2 milyar dolar karşılığı Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemi gerçekleşti. Merkez Bankası da NDF’yi konu alan yeni bir video yayınladı. Videoda bu işlem bir örnek ile açıklandı. Buna göre, bir şirketin gelecek ay 1 milyon dolar ödeme yapacağı varsayılan videoda, bahsedilen şirketin kur riskinden kaçınmak için bugünden ileriye dönük 1 ay vadeli döviz işlemi yapmak istediği durumda şirketin aslında NDF işlemi yapabileceği belirtiliyor.

Videoda, dolar kuru işlem gününde 35 lira olarak kabul edilirken, bir ay sonrası için uzlaşılan dolar kurunun ise 36 lira olduğu varsayıldı. Vade bitiminde, yani bir ay sonra, dolar kurunun 36,5 lira olduğu varsayılan videoda, gerçekleşen kur sözleşmede belirlenen seviyenin 50 kuruş üzerinde olduğu için, 1 milyon dolar için oluşan 500 bin liralık farkın Merkez Bankası tarafından karşılanacağı aktarılıyor. Vade sonunda dolar kurunun sözleşmede belirlenen seviyenin 50 kuruş altında 35,5 lira olarak gerçekleşmesi halinde ise, oluşan 500 bin liralık farkı bu sefer karşı tarafın Merkez Bankasına ödeyeceği belirtiliyor. Sözleşmede belirlenen kur ile vade sonunda gerçekleşen kurun eşit olması halinde taraflar arasında herhangi bir nakit alışverişi gerçekleşmiyor. Şirket, NDF işlemi yaparken elindeki parayla döviz almak zorunda kalmadan bir ay sonra ihtiyaç duyacağı 1 milyon doları garanti altına almış oluyor.

Exit mobile version