Günlük hayatın getirdiği yoğun stres dalgasıyla mücadele eden ya da uykusuz gecelerin yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışan milyonlarca kişi için bu içecek vazgeçilmez bir yer tutuyor.
Ancak uzun yıllar boyunca kalpte ritim bozukluğu, titreme ve yüksek kaygı gibi olumsuz etkilere yol açtığı yönündeki yaygın inanış, bu popüler alışkanlığa gölge düşürdü.
Çin merkezli Fudan Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve saygın tıp dergisi Journal of Affective Disorders bünyesinde yayımlanan güncel çalışma, kahvenin insan zihni üzerindeki etkilerinin bilinenden çok daha derin olduğunu kanıtladı.
Düzenli çay içen yaşlı kadınların kemikleri daha sağlam çıktı
Uzman kadro, 13 yıl boyunca 460 bin üzerindeki katılımcının günlük alışkanlıklarını yakından takip ederek ruh sağlığı ile tüketim miktarları arasındaki ilişkiyi mercek altına aldı.
Elde edilen veriler, bu alışkanlığın yararlarını basit bir iyi ya da kötü sınıflandırmasından çıkararak hassas bir denge eğrisine yerleştirdi.
Yapılan geniş çaplı analizlerin sonucuna göre, gün içinde 2 ila 3 fincan tüketen bireylerin depresyon ve anksiyete gibi duygu durum bozukluklarına yakalanma ihtimali en düşük seviyede ölçüldü.
Bu noktada uzmanlar, az ama öz tüketim felsefesinin hayati bir önem taşıdığını belirtiyor.
Çünkü günlük tüketim miktarı bu seviyenin altına indiğinde koruyucu etki gücünü kaybediyor.
