Mercer’ın 2025 Küresel Yetenek Trendleri Araştırması, bu dinamik ortamda organizasyonların nasıl yön bulabileceğine dair kapsamlı bir rehber sunuyor. 1800’den fazla insan kaynakları liderinin katılımıyla hazırlanan araştırma, insanı dönüşümün merkezine koyan stratejilerin önemini vurgularken; güven, eşitlik ve sürekli öğrenme kültürüyle şekillenen bir geleceğe işaret ediyor.
Araştırma, yetenek yönetiminde köklü bir değişimi gözler önüne seriyor. Artık iş gücü planlaması, geleneksel pozisyon bazlı yapılardan uzaklaşıp beceri temelli modellere evriliyor. Şirketlerin büyük bir bölümü iş mimarisi ve beceri taksonomileri gibi altyapılarını güçlendirirken, yüzde 58’i işin kendisini baştan tasarlamaya odaklanıyor.
Yeteneklerini dışarıdan aramak yerine mevcut çalışanlarını geliştirmeyi tercih eden organizasyonlar, yeniden beceri kazandırma (reskilling) ve beceri geliştirme (upskilling) programlarıyla geleceğin iş gücünü inşa ediyor. Araştırmaya göre, beceri odaklı dönüşüme giden şirketlerin yüzde 98’i bu sayede çalışan bağlılığı, gelişim fırsatları ve verimlilik gibi alanlarda somut kazanımlar elde etti.
Marketing Türkiye’de yer alan habere göre, çalışanlar artık yalnızca iyi bir maaş değil; adil, şeffaf ve anlamlı bir iş deneyimi talep ediyor. Ancak araştırma, çalışanların işverenlerine olan güveninin önceki yıllara kıyasla azaldığını gösteriyor. Bu da bağlılık, motivasyon ve şirkette kalma süresini doğrudan etkiliyor.
İK liderlerinin yüzde 69’u ücret eşitsizliğinin azaltılması, yüzde 56’sı ise ücret ve terfi süreçlerinde şeffaflığın artırılması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, sürdürülebilirlik taahhütlerini yerine getiren, çevresel ve sosyal etkiyi önemseyen şirketler yetenek savaşında bir adım öne çıkıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) stratejileri ise güçlü bir işveren markası oluşturmanın olmazsa olmazları arasında.
Belirsizliklerle dolu bir dünyada şirketlerin sadece çevik değil, aynı zamanda dayanıklı olması gerekiyor. Mercer’ın araştırması, şirketlerin kriz yönetimini insan odaklı bir yaklaşımla entegre etmeye başladığını ortaya koyuyor. İnsan kaynakları liderlerinin yüzde 63’ü kriz planlamasını önceliklendirirken, yüzde 67’si kurumsal dayanıklılığı artırmak için veri odaklı stratejilere yöneliyor.
Tükenmişlik, günümüz iş gücünün en büyük tehditlerinden biri olarak öne çıkıyor. Çalışanların yüzde 82’si tükenmişlik riski altında olduğunu belirtirken, iş-yaşam dengesi, mental sağlık ve esnek çalışma modelleri çalışan bağlılığını artıran başlıca unsurlar olarak görülüyor.
Dijital dönüşüm artık sadece teknolojik araçların entegrasyonundan ibaret değil. Araştırma, dijital yetkinliklerin geliştirilmesi ve çevik bir iş kültürünün benimsenmesini bu dönüşümün temel bileşenleri olarak tanımlıyor. Ancak şirketlerin yüzde 56’sı hala dönüşümün erken aşamalarında yer alıyor.