Bazı tarihçilere göre Şubat ayının seçilmesinde, bu dönemde düzenlenen “Ölüler Günü” törenlerinin etkisi olabilir. Ancak kesin bir kanıt bulunmuyor.
Roma takvimi, Güneş yılına göre yaklaşık 10 gün eksikti. Bu açığı kapatmak için rahipler iki yılda bir 22 ya da 23 günlük “Mercedonius” adlı ara ay ekliyordu. Böylece takvim ay-güneş (lunisolar) sistemine dönüştü.
Fakat takvimi düzenleyen rahiplerin aynı zamanda politik figürler olması, sistemi suistimale açık hale getirdi. Yıllar, siyasi çıkarlar doğrultusunda uzatılıp kısaltılabiliyordu. MÖ 1. yüzyıla gelindiğinde takvim mevsimlerle neredeyse tamamen uyumsuz hale gelmişti.
Roma’da iç savaşların ardından iktidarı ele geçiren Julius Caesar, MÖ 46 yılında köklü bir reform yaptı ve Julian calendar yürürlüğe girdi.
Bu sistemde yıl 365 gün olarak kabul edildi. Ancak Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşü tam 365 gün değil, yaklaşık 365 gün 6 saat sürüyor. Her yıl biriken bu 6 saat, dört yılın sonunda fazladan bir güne denk geliyor. İşte bu fark, “artık yıl” uygulamasını doğurdu.
Dört yılda bir takvime eklenen 1 gün, tarihsel olarak en kısa ay olan Şubat’a yerleştirildi. Böylece artık yıllarda Şubat 29 gün çekmeye başladı.
Artık yılın mantığı basit:
