Antik Mısır’daki evcil kedilerin, günümüzdeki Felis silvestris lybica (Afrika Vahşi Kedisi) türünden türediği kabul edilmektedir. Bu kediler, ince ve zarif yapılarıyla, uzun bacakları ve sivri kulaklarıyla tanınırlardı. Başlangıçta Mısırlılar tarafından faydacı amaçlarla, özellikle yılan ve kemirgenlerle mücadele için kullanıldılar.
İlk evcilleşme izleri, Nil Vadisi’ndeki tarım topluluklarının tahıl depolarını koruma ihtiyacıyla ortaya çıktı. Genellikle çizgili ve benekli tüy yapısına sahip olmaları, vahşi atalarına olan yakınlıklarını gösteriyordu.
Mısır kültüründe kedi, avcı yetenekleri ve gizemli doğası nedeniyle büyük bir saygı görüyordu.
Kutsal Semboller: Kediler, özellikle savaş, güneş ve bereket tanrıçası olan Bastet (veya Bast) ile ilişkilendiriliyordu. Bastet, başlangıçta aslan başlı bir tanrıça iken zamanla kedi başlı veya tamamen kedi formunda tasvir edilmeye başlandı. Kedilere zarar vermek veya onları öldürmek en ağır suçlardan biri kabul edilirdi.
Müminlerin Yas Tutması: Tarihçi Herodot’a göre, evdeki kedi öldüğünde ev halkının kaşlarını tıraş ederek yas tutması bir gelenekti.
Mumyalama ve Keşifler: Mısırlılar, kedilerin ruhlarının öbür dünyaya geçişine yardımcı olmak amacıyla binlerce kediyi mumyaladı. Bu durum, kedilere verilen değeri ve dini inançlardaki yerini açıkça göstermektedir.
