Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘Dijital Hijyen Rehberi’ verilerine göre, yatağa telefonla giren bireylerde uykuya dalma süresi ortalama 45 dakika uzuyor.
Uzmanlar, günün son saatlerinde teknolojiyle araya mesafe koymanın biyolojik ritmi korumak adına hayati bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.
Kış hüznü sandığınız durum aslında ciddi bir klinik vaka olabilir
Akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların ekranlarından yayılan mavi ışık, insan beyninin doğal uyku döngüsünü doğrudan hedef alıyor.
Beynin epifiz bezinden salgılanan ve ‘uyku hormonu’ olarak bilinen melatoninin üretimi, bu yapay ışığa maruz kalındığında kesintiye uğruyor.
Melatonin seviyesinin düşmesi, sirkadiyen ritmin bozulmasına yol açarak uykuya geçişi zorlaştırırken; gece boyunca sık uyanmalara, derin uyku evrelerinin kısalmasına ve sabahları kronik bir yorgunluk hissiyle uyanmaya neden oluyor.
Bu durumun uzun vadede bağışıklık sistemini zayıflattığı belirtiliyor.
Sadece fiziksel ışık etkisi değil, ekran başında yapılan aktiviteler de beyni ‘tetikte’ tutuyor.
Sosyal medya platformlarında gezinmek, anlık mesajlaşmalar veya video içerikleri tüketmek zihinsel uyarımı en üst seviyeye çıkarıyor.
Zihin aktif kaldığında, bedenin gevşemesi ve uyku moduna geçmesi imkansız hale geliyor.
