Doğu Avrupalı uzmanlara göre lezzetli bir Türk kahvesinin temeli kaliteli kahve çekirdeğiyle atılıyor. Kavrulan çekirdeklerin, ideal aroma için ilk bir ay içinde kullanılması öneriliyor. Bu süre boyunca çekirdeklerin, lezzeti belirleyen uçucu yağlarını en yoğun şekilde koruduğu belirtiliyor.
Arabica ve Robusta tercihi ise tamamen damak zevkine bırakılıyor. Arabica daha yumuşak ve hafif asidik bir tat sunarken, Robusta daha sert ve belirgin bir acılık sağlıyor.
Kahvenin tadında suyun kalitesi de en az çekirdek kadar önemli görülüyor. Yumuşak içimli bir Türk kahvesi için şişe suyu önerilirken, sıradan filtrelenmiş suların aromayı zayıflatabildiği ifade ediliyor.
Öğütme işleminin ise neredeyse toz inceliğinde yapılması gerektiği vurgulanıyor. Çekirdeklerin demlemeden hemen önce öğütülmesi ve kahve değirmeninin aşırı ısınmaması, yanık tadın önüne geçiyor.
Avrupalı uzmanların dikkat çektiği ilginç ayrıntılardan biri de kahveye eklenen çok küçük bir tutam tuz. Bu tuz, kahveyi tuzlu hale getirmiyor; aksine aromaların daha belirgin hissedilmesine yardımcı oluyor.
Geleneksel Türk kahvesi için en uygun ekipman olarak bakır cezve gösteriliyor. Her fincan için yaklaşık iki çay kaşığı kahve, isteğe bağlı şeker ve bir tutam tuz cezveye ekleniyor ve kuru halde karıştırılıyor.
Ardından fincan başına yaklaşık 120 mililitre su ilave ediliyor. Suyun, cezvenin en dar boğumunu geçmemesi gerektiği belirtiliyor; çünkü köpük bu noktada oluşuyor ve korunuyor.
