Duisburg-Essen Üniversitesi’nden bilim insanlarının yeni çalışması, düşük kalp atış hızı değişkenliği ile uyku erteleme alışkanlığı arasındaki bağlantıyı fizyolojik ve psikolojik boyutlarıyla gözler önüne seriyor.
Türkler, gece 00.59 olmadan yatağa girmiyor
Birçok insan, uyuması gerektiğinin farkında olmasına rağmen dijital cihazlarla vakit geçirmeye devam ediyor ya da yarım kalan işlerini tamamlamak uğruna uyku vaktini sabote ediyor.
Bilim dünyasında ‘uyku erteleme’ (bedtime procrastination) olarak adlandırılan bu davranış, bireyin duygu ve davranışlarını yönetmekte zorlanmasıyla doğrudan ilişkilendiriliyor.
Kısa vadeli keyifleri uzun vadeli sağlığa tercih eden ve olumsuz duygularla başa çıkmakta zorluk yaşayan kişilerin, uyku saatlerini çok daha ileri bir zamana kaydırdığı görülüyor.
Bu davranış kalıplarının biyolojik bir temele dayanıp dayanmadığı sorusu, bilim insanlarını uzun süredir meşgul ediyordu.
Araştırmacılar, bu durumun biyolojik bir göstergesi olarak kalp atış hızı değişkenliğini (HRV) mercek altına aldı.
Kalp atış hızı değişkenliği, birbirini takip eden kalp atımları arasındaki sürenin milisaniyelik değişimlerini ifade ediyor.
Geçmişte yapılan çalışmalar, bu değişkenliğin yüksek olmasının, vücudun sakinleşmesini sağlayan ‘dinlen ve sindir’ sisteminin (vagus siniri) aktif olduğunu, dolayısıyla kişinin strese karşı daha dirençli ve yüksek otokontrol kapasitesine sahip olduğunu gösteriyordu.
