Özçağdaş, CHP olarak sürecin başından bu yana yapıcı ve olumlu bir tavır sergilediklerini belirterek, gündelik siyasi tartışmalardan uzak durduklarını söyledi. Çalışmaların başlamasıyla birlikte Komisyon Başkanlığı’na 100’e yakın kurum, dernek, vakıf, uzman ve akademisyenlerden oluşan bir liste sunduklarını ifade eden Özçağdaş ancak Komisyon’un bu alandaki uzman ve STK’ları davet etmek yerine 6 uzmanı ve bugün yapılacak toplantıyı da katarak 9 kamu kurumunu davet ettiğini belirtti.
Sözlerine devam eden Özçağdaş, Komisyon çalışmalarında uzmanları ve mağdur aileleri dinlemek yerine, temel olarak devlet kurumlarının sunumlarını dinler hale geldiklerini belirterek, bu konuda Komisyon Başkanlık Divanı’na yazılı ve sözlü başvuruda bulunmalarına rağmen taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle geçen hafta yapılan toplantıya katılmadıklarını hatırlattı.
Kamu kurumlarını ve çalışmalarını dinlemenin önemli olduğunu, yapılan güzel ve anlamlı işlerin elbette var olduğunu söyleyen Özçağdaş, iktidar tarafından ülkede her şeyin yolunda olduğunu ve hiçbir sorun yok gibi davranıldığını ancak gerçeklerin öyle olmadığını ifade etti.
Çocuklara yönelik şiddet ve istismarın sürdüğünü belirten Özçağdaş, Komisyon çalışmaları sürerken İstanbul’da katledilen Mattia Ahmet Minguzzi’yi hatırlattı.
Komisyonun kurulmasına neden olan Sıla bebek davasına takip etme talebinin, Adalet Bakanlığı’nın izin vermemesi nedeniyle takip edemediklerini belirten Özçağdaş, davayı CHP Grubu olarak takip ettiklerini ifade etti.
Özçağdaş, birçok farklı başlıkta daha dilekçeler verdiklerini ancak bu taleplerinin de kabul edilmediğini belirterek “Sorunların tespit edilip ilgililerinden dinlenmediği, verilerin şeffaflıkla paylaşılmadığı, suçluların yeterli cezaları almadığı bir ülkede çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?” ifadelerini kullandı.
